Hükümlülük ve müsadere
Dairemizin 05.09.2012 gün, 2011/16242 esas ve 2012/25507 sayılı bozma ilamına itiraz üzerine yapılan incelemede;
01.06.2005 tarihinden önce yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 96. maddesinden farklı 5237 sayılı TCK.nun 64. maddesindeki "(1) sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak niteliği itibariyle müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir. (2) hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur." şeklindeki düzenleme ve Ceza Genel Kurulu'nun 2008 yılından beri süregelen yerlermiş kararları da gözetilerek;
Sanığın ölümü nedeniyle, Yargıtay tarafından dosyanın esası incelenmeyeceğinden, emanetteki eşyanın niteliği, mirasçılara iadesine karar verilip verilemeyeceği hususunda bir karar verilmesinin mümkün olmadığı, emanette kayıtlı eşyanın bulunması halinde müsaderenin mahkemesince yargılama yapılıp, gerektiğinde ilgililer de dinlenerek hukuki durumun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla;
Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığının itirazının Ceza Genel Kurulu'nun süreklilik gösteren kararları ile 5237 sayılı TCK.nun 64. maddesine aykırı bulunduğundan (REDDİNE), dosyanın 6352 sayılı Yasanın 99/3 maddesiyle 5271 sayılı CMK.nun 308.maddesine eklenen 11. fıkrası uyarınca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmesine, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.