Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.05.2014 tarihli ve 2012/845 Esas, 2014/357 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22,05,2014 tarihli ve 2012/845 Esas, 2014/357 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 21.06.2017 tarihli ve 2017/17538 Esas, 2017/16108 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma işlemlerinin uygulanması zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Dosya kapsamından uzlaştırma yoluna başvurulduğu ancak sonuç alınamadığı anlaşılmıştır.

4. İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2017/403 Esas, 2018/760 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık temyizinde özetle; cezasını temyiz ettiğini, hırsızlık, dolandırıcılık kastı bulunmadığını, araçta tek çizik bile olmadığını, savunmalarının ve dosyanın yeniden incelenerek beraatine karar verilmesini istemiştir.

1. Şikayetçi İbrahim'in arabasını yıkanmak üzere mağdur ...'nin iş yerine bıraktığı, sanığın mağdur ...'ye giderek patronunun arabasının hazır olup olmadığını sorduğu, aracın yıkanma ücretini ödeyen sanığın araç ile ayrıldığı, durum anlaşılınca araçla yakalandığı iddia ve kabul edilmiş, temyize konu hüküm kurulmuştur.

2. Sanık özetle; suç işleme kastı olmadığını, uyuşturucu ve alkol nedeniyle kendinde olmadığını, orada çalışan çocuk kendisine arabanın neresinin yıkanacağını sorunca kendinde olmadığından komple yıkanmasını söylediğini, araba yıkandıktan sonra çocuğun anahtarı getirdiğini, araba ile ayrıldığını savunmuştur.

3. Mağdur ..., iddia yönünde beyanda bulunmuştur.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2017/403 Esas, 2018/760 Karar sayılı kararında sanıkça öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.06.2024 tarihinde karar verildi.