Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 161 ada 64 parsel sayılı 7391,75 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak kadastro komisyonunca davacılar ..., ... ile davalılar ... ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... taşınmazın, malikleri arasında zemindeki fili sınırlar dahilinde tasarruf edildiğini ve paylaşıldığını öne sürerek taşınmazın bir bölümünün adlarına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, dava konusu taşınmazın komisyon kararı gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacıların taleplerinin mülkiyete ilişkin olmadığı, böylesi bir durumda ise dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
Öğreti ve uygulamada kararlılık kazanana görüşlere göre davanın dinlenilebilmesi için davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiği, hukuki yararın olumlu dava koşulu olduğu ve taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınacağı, hukuki yarar bulunmadığının belirlenmesi halinde davanın esasa girilmeden, hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Somut olayda ise davacılar dava dilekçelerinde taşınmazın tespit maliklerinin miras bırakanları tarafından uzun yıllar önce paylaşıldığını ve sınırlarının belirlendiği, buna karşılık kadastro tespitinde iştirak halinde tespit malikleri adına tespitin yapıldığını belirtmişler, hatta bu iddialarına yönelik olmak üzere kroki dahi sunmuşlar, 09.03.2011 tarihli celsede de taşınmazın bütün olarak tespit edildiğin halbuki taşınmazın paylaşılmış olduğunu öne sürmüşlerdir. Dava dilekçesindeki açıklama ve iddianın ileri sürüş biçimine göre davacılar taşınmazın iştirak halinde tespit edilmiş ise de mirasçılar arasında taşınmazın paylaşıldığını ve taşınmazın zeminde bu fiili paylaşmaya uygun olarak sınırları belirgin şekilde kullanıldığını belirttiklerine göre davacıların taşınmazın zemindeki paylaşıma uygun olarak kendilerine isabet ettiklerini iddia ettikleri taşınmaz bölümünün müstakilen kendileri adına tescil istemi ile dava açmakta hukuki yararları mevcuttur. Davacıların yukarıda açıklanan iddiası ve her ortağın payının taşınmazın tamamına şümul olduğu kuralı birlikte değerlendirildiğinde davacıların zeminde bulunan ve paylaşmaya göre oluştuğunu iddia ettiği fiili sınırlara göre taşınmazın bir bölümünün adlarına tescili istemi ile dava açmalarında korunmaya değer hukuki yarar mevcuttur.
O halde mahkemece işin esasına girilmeli, taraflardan varsa delilleri sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacılar ... ve ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacılar ... ve ...'a iadesine, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
7. Hukuk Dairesi - E. 2012/5107 - K. 2012/9525
Yargıtay Kararı
Künye Bilgileri
| Daire | 7. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2012/5107 |
| Karar No | 2012/9525 |
| Karar Tarihi | 18.12.2012 |
Karar Metni
"İçtihat Metni"