Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında verilen kararın; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2016 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2017 tarihli kararı ile sanığa isnat edilen eylemin silah sağlama suçunu oluşturması ihtimali bulunduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
3. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan beraat kararı verilmiştir.
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.02.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
5. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan olağanüstü itiraz başvurusu üzerine yapılan yargılamada, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun, 04.06.2020 tarihli kararı ile itirazın kabulüne ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun kararı üzerine yapılan yargılamada, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.01.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanığın eyleminin örgüte silah temin etme suçunu oluşturduğuna ve sanığın bu suçtan cezalandırılması gerektiğine, ilişkindir.
2. Sanık müdafinin temyiz isteği, savunmanın aksine somut delil bulunmadığına, şüpheden sanığın yararlanacağına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
Dava konusu olay; İstanbul İli Sultangazi İlçesi'nde üç farklı yer ve tarihte ele geçirilen molotof kokteyli ve molotof kokteyli yapımında kullanılan malzemeler üzerinde sanığa ait parmak izlerinin çıktığı ve bu şekilde sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığı kabul edilerek beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk olarak sanık hakkında kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, yapılan itiraz başvurusu üzerine kararın ceza daireleri başkanlar kurulunca kaldırılması sonrasında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan mahkumiyet kararı veridiği anlaşılmıştır.
1. Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yargılama yapılarak yeni hüküm kurulmak suretiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına zımnen karar verildiği kabul edilmekle, Tebliğnamedeki (1) numaralı bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. Sanığın ele geçirilen molotof kokteyllerini terör örgütlerinin faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla bunların amaçlarını bilerek temin ettiğine, naklettiğine veya depoladığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığı gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına yönelik kabulünde hukuka aykırılık bulunmamış ve Cumhuriyet savcısının bu yöndeki temyiz itirazı reddedilmiştir.
3. Sanığın aşamalardaki normal tecrübe kurallarına uymayan savunmaları, tanık ifadeleri, olay tutanakları, parmak izi inceleme raporları ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesinin sanığın atılı suçu işlediğine dair kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş ve kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır, ancak;
Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçu birden fazla işleyen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının doğrudan uygulanması yerine, olayda uygulama yeri bulunmayan aynı maddenin ikinci fıkrasının gösterilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fırkasına aykırı davranılması hususu hukuka aykırı bulunmuş, ancak bu ayıkırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenle Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2020/597 E. sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hüküm fıkrasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına ilişkin ikinci paragrafta yer alan ''...43/2. maddesi delaletiyle...'' ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.