Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I.HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.06.2015 gün ve 2014/194 Esas, 2015/197 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/1,1.cümlesi, 103/3, 43/1,62/1,53. maddeleri uyarınca neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın mağdureye yönelik atılı suçu işlediğine dair dosya kapsamında cezalandırılmasını gerektirir yeterli delil bulunmadığına, bu nedenle hakkında delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

5271 sayılı Kanun'un 170/2,3,4. maddesi uyarınca iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanun'un 225. maddesine göre de, hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.02.2012 gün ve 4/570-51 sayılı kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma evresinin sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan, iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açar.
Bu açıklamalar ışığında yargılamaya konu somut olayda hükme esas alınıp Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03.04.2014 günlü iddianamede, 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesi göz önüne alınarak değerlendirme yapıldığında, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı eylemlerine ilişkin anlatımda sanığın müsnet suça ilişkin maddi fiillerinin açıkça yer ve zaman da gösterilerek açıklanması gerekirken, mağdura yönelik fiillerden iddianamede açıkça bahsedilmeksizin kamu davası açıldığının kabul edilemeyeceği ve bu eksikliğin ancak yeni bir kamu davası açılması suretiyle giderilebileceği dikkate alınarak bu konuda gerekli işlemin yapılmasından sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle Anayasa'nın 90, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanmayı düzenleyen 6 ve 5271 sayılı Kanun'un 225. maddelerine aykırı davranılması hususu hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.06.2015 gün ve 2014/194 Esas, 2015/197 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.