Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.06.2016 tarihli ve 2016/802 Esas, 2016/1211 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 ve 62 inci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık, temyiz etmek istediğini beyan ederek hükmü temyiz etmiştir.
1.Olay tarihinde Uyuşturucu İle Mücadele Şube Müdürlüğü'nce düzenlenen operasyonda sanığın yapılan üst aramasında kendi fotoğrafı ile ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı, kullandığı araçta ruhsat içerisine ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi, ikametinde yapılan aramada ... adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturmada; alınan kriminal rapor uyarınca tamamen sahte olduğu tespit edilen belgeler uyarınca sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddia olunmuştur.
2.Sanık savunmasında; Yüksekovada oluşan terör olaylarından dolayı İstanbul'a yerleşmek durumunda kaldığını, başka bir suçtan kesinleşmiş cezası olduğunu, söz konusu kimlikleri ... ismindeki kişiye parasını verip yaptırdığını, pişman olduğunu beyan etmiştir.
3.Kriminal raporda; nüfus cüzdanları ve sürücü belgelerinin tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlendiğini ve aldatıcılık niteliklerine haiz oldukları tespit edilmiştir.
4.29.06.2016 tarihli celsede suça konu belgeler üzerindeki mahkeme gözleminde; ... ve ... adına düzenlenmiş 2 adet nüfus cüzdanı ve sürücü belgelerinin gerçeğine oldukça benzediği, bu hali ile aldatıcılık niteliğinin bulunduğu, sahteliğinin ancak tetkik sonucu anlaşılabileceği tespit edilmiştir.
5.Mahkemece sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabulü ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
2.Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak;
3.Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar’' bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde, "değişik zamanlarda" denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması karşısında; somut olayda aynı anda ele geçen suça konu sahte belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil elde edilmediği, sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, bu haliyle 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
4.Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmaması,
5.Suça konu belgeler hakkında dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerekirken müsaderesine karar verilmiş olması, hukuka aykırı bulunmuş ise de;
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.06.2016 tarihli ve 2016/802 Esas, 2016/1211 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesine ilişkin (2) nci bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkarılması, hüküm fıkrasının (3) üncü bendindeki “2 yıl 1 ay hapis cezası” ibaresinin çıkartılıp yerine “1 yıl 8 ay hapis cezası” ibaresinin eklenmesi, hükme "Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı da gözetilerek uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasının (5) inci bölümünde yer alan müsadereye ilişkin kısmın tamamen çıkarılarak yerine “Adli Emanetin 2016/2010 sırasında kayıtlı suça konu belgelerin dosyada delil olarak saklanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.06.2024 tarihinde karar verildi.