Mağdure Hayrunnisa vekilinin temyiz isteği yönünden; kayden 21.03.2008 doğumlu olup Mahkemece beyanının alındığı 30.04.2015 tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip babası Ahmet Fazlı'nın kovuşturma aşamasında verdiği ifadesinde sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle baroca tayin edilen vekilin hükümleri temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında on iki yaşından küçük mağdurenin kıyafetlerini çıkartarak vajinal bölgesine dokunmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/2 ve 109/1, 109/3-f,109/5. maddeleri uyarınca açılan kamu davalarının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Mağdurenin sıcağı sıcağına alınan beyanına ve mağdure hakkında aldırılan adli rapora göre suçların sabit olduğuna ilişkindir.
1.Sanığın aşamalardaki savunması ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
2. Açıklanan nedenle Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
A.Mağdure Hayrunnisa Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Kayden 21.03.2008 doğumlu olup Mahkemece beyanının alındığı 30.04.2015 tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip babasının kovuşturma aşamasında verdiği ifadesinde sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında katılan sıfatı kazanamayan mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.