Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 127 ada 2,3,4,5,6,7,8,9,10,128 ada 1,2,3,4 ve 5 parsel sayılı sırasıyla 82,71 m2,80,24 m2,277,50 m2,127,77 m2,110,27 m2,1069,15 m2,25,05 m2,225,65 m2,104,68 m2,102,69 m2,603,86 m2,3907,75 m2,141,00 m2 ve 179,74 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 127 ada 2 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına, 127 ada 3 ve 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ... ve ... adına paylı olarak, 127 ada 4,5,6,7,8,128 ada 1,3 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 127 ada 4 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına, 127 ada 5 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına, 127 ada 6,8 ve 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar davalı ... adına, 127 ada 7,128 ada 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar davalı ... adına, 127 ada 10 ve 128 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanılarak 127 ada 10 parsel sayılı taşınmaz davalı ... ... adına, 128 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ise davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur.
Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa kesin önele uymamanın sonuçlarını içerir muhtıranın tebliği usulüne uygun değildir.
Somut olayda davacı davasını bizzat kendisi açmıştır. Mahkemenin gerekçeli karar başlığında adına davacı vekili olarak yer verilen Av.... ise bir kısım duruşmalara iştirak etmiş, ayrıca dosyaya mazeret dilekçesi de sunmuştur. Ne var ki, davacı vekili olarak adına yer verilen Av....'in davacı ...'a ait vekaletnamesi dosyada bulunmadığı gibi söz konusu vekilin usulüne uygun vekaletname sunarak davacı vekili sıfatı ile dava ve duruşmalara kabul edildiğini gösteren bir ara kararına da dosyada rastlanmamıştır. Bu durumda davacı ile adına gerekçeli karar başlığında vekili olarak yer verilen Av.... arasında yasanın aradığı anlamda bir vekalet ilişkisinin kurulmadığının kabulü gerekir. Hal böyle iken mahkemece kesin önele konu keşif giderleri ile süreye uymamanın sonuçlarını içerir davetiyenin davacı asile tebliğ edilmesi gerekirken vekaletnamesi bulunmayan vekile tebliğ edilmesi isabetsizdir. Hal böyle olunca kesin önele konu işlemler ile sonuçlarının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemeyeceği gibi kesin önele konu işlemler ile kesin süreye uymamanın sonuçları davacı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden bu aşamada kesin sürenin ağır sonuçları da davacıya yüklenemez.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
7. Hukuk Dairesi - E. 2012/6513 - K. 2012/9523
Yargıtay Kararı
Künye Bilgileri
| Daire | 7. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2012/6513 |
| Karar No | 2012/9523 |
| Karar Tarihi | 18.12.2012 |
Karar Metni
"İçtihat Metni"