Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 304 ada 286 parsel sayılı 8176,81 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak ve tutanağın beyanlar hanesinde taşınmaz üzerindeki kargir ev ve ahırın davacı ...'a ait olduğu belirtilmek suretiyle ... Paşa Vakfı adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Somut olayda, kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur.
Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermediği gibi kesin önele uymamanın sonuçlarını içerir muhtıranın tebliği de usulüne uygun değildir.
Somut olayda davacı davasını vekil eli ile açmış ve aynı vekil aracılığı ile takip etmiştir. Davacı vekilinin vekalet görevinden istifa ettiğine ya da azledildiğine dair bir bilgi ve belge de dosyada yoktur. Mahkemece 12.01.2012 günlü celsede belirlenen keşif ücretlerini ve kesin süreye uymamanın sonuçları içerir muhtıranın ara kararında belirtildiği üzere davacıya tebliğine karar verilmiş, kesin süre sonuçlarını içeren muhtıra da davacının eşi Nuran Bulur imzasına tebliğ edilmiştir. Nitekim vekalet ilişkisinin sonucu olarak vekil eli ile takip edilen işlerde davanın yürütülmesi için gerekli olan iş ve işlemlere ait tebligat ve muhtıraların vekile çıkarılması zorunludur. Ne var ki mahkemece kesin süre sonuçlarını içeren muhtıra davacı vekiline değil davacı asile tebliğ edilmiştir. Bu hale göre mahkemece belirtilen kesin süre sonuçlarını içerir muhtıranın usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemez. Nitekim 6100 Sayılı HMK'nun 74.maddesinde vekilin ancak özel yetki verilmesi halinde yapabileceği işler belirtilmiş olup kesin süre tahdidi olarak sayılan bu özel ayrık durumlar içinde yer almamıştır. Bu husustan ayrı olarak mahkemece 12.01.2012 tarihli duruşmada yerel bilirkişi ve tanıkların çağrılması için gerekli davetiye masrafları belirtilmesine rağmen tarife uyarınca bilirkişi ve tanıklara ödenecek ücret kesin süreye konu ara kararında gösterilmemiştir. Bu olgular gözetildiğinde mahkemece oluşturulan ara kararının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
7. Hukuk Dairesi - E. 2012/6597 - K. 2012/9524
Yargıtay Kararı
Künye Bilgileri
| Daire | 7. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2012/6597 |
| Karar No | 2012/9524 |
| Karar Tarihi | 18.12.2012 |
Karar Metni
"İçtihat Metni"