Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 123 ada 2,122 ada 2,121 ada 2,1,107 ada 2,109 ada 5,6,110 ada 3,108 ada 6 ve 115 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 1745,92 m², 1839,43 m², 1643,94 m², 378,57 m², 584,71 m², 167,76 m², 3643,80 m², 1641,02 m², 1654,31 m² ve 13971,46 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 123 ada 2 parsel sayılı taşınmaz davacı ... adına tespit edilmiş iken kadastro komisyonunca taşınmazın 1/3 payı davacı ... adına, 1/3 payı verasete iştirak olarak ..., ..., ...,..., ... ve ... adlarına, 1/3 payı ise verasete iştirak olarak ..., ... ve ... adlarına, 108 ada 6 ve 115 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar davacı ... adına, 122 ada 2,1,107 ada 2,109 ada 5,6 ve 110 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar davacı ... ile paydaşları adına 1/6 pay nisbetinde tespit edilmiş iken kadastro komisyonunca 1/2 payı verasete iştirak olarak ..., ...,...,...,... ve ... adlarına, 1/2 payı ise verasete iştirak olarak ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... ve ...'tan kaldığı, onlara da kök miras bırakanları ...'ten intikal ettiği, ortak miras bırakanların ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma yetersizdir.
Şöyle ki; mahkemece davacının babası ... ile davalılardan bir kısmının dedeleri ...'ın kardeş olduğu belirtilmesine rağmen dosyaya getirtilen nüfus kayıtlarında davacının miras bırakanı ...'ın ... isimli bir kardeşinin olmadığı, yine mahkemenin gerekçesinde belirtiği üzere ...'in ... isminde bir mirasçısının bulunmadığı anlaşılmasına ve iddia ile savunma kapsamlarında davanın taraflarının birbiri ile akrabalık bağı bulunduğunun belirtilmesine rağmen davanın tüm taraflarını kapsayacak ve kök murisin kim olduğunu belirlemeye yarar nüfus kayıtları ve veraset ilamları getirtilerek taraflar arasındaki akrabalık bağı ile taşınmazların hangi kök miras bırakandan kaldığı belirlenmediği gibi davanın tüm taraflarını kapsar kök miras bırakan nüfus kayıtlarına göre tespit edilmediğinden bu kök miras bırakanın mirasçıları arasında usulüne uygun paylaşım yapılıp yapılmadığına dair yerel bilirkişi ve tanık beyanları da denetlenememiştir. Ayrıca bir kısım tanıklar taşınmazları davacı ile birlikte 1992 yılında vefat eden ...'ın da kullandığını belirttikleri, taşınmazın tespit maliklerinden olan ...'ın ise 1992 yılında vefat edip babasının adının ... olduğu dosya kapsamından belirlenmesine rağmen ... ile davacının babası ... arasındaki akrabalık bağı da araştırılmamıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaştırmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular da dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle davanın tüm taraflarını kapsar şekilde ortak miras bırakana ait verasete esas açık nüfus kayıtları Nüfus Müdürlüğü'nden getirtilmeli, davacı ile tespit maliki davalılar arasındaki akrabalık ve mirasçılık ilişkisinin hangi kök miras bırakandan kaynaklandığı, tarafların tümünü kapsayacak ortak kök miras bırakanın kim olduğu belirlenmeli, özellikle bir kısım tespit maliki ... ve arkadaşlarının babası ... ve ...'ın babası ... ... ve onun da babası olan Memiş ile davacının babası ... ve onun da miras bırakanı ... arasındaki mirasçılık ve akrabalık bağı belirlenmeli, gerek Nüfus Müdürlüğü'nden getirtilecek nüfus kayıtları gerekse taraflarca istihsal edilecek veraset ilamlarına göre tarafların ortak miras bırakanı belirlenmeli, akabinde belirlenecek ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa bunların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaştırma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımı ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği taktirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli,bu husustan ayrı olarak davacının sunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri, dayanağı Asliye Hukuk Mahkemesi ilamı ve eki kroki ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtilerek usulüne uygun şekilde yerine uygulanmalı, davacının tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uyup uymadığı belirlenmeli,uyduğunun belirlenmesi halinde söz konusu tapu kaydına dayanak ilamın tarafları ile eldeki dosyanın tarafları karşılaştırılmak suretiyle hükmün taraflar arasında kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği bir başka deyişle taraflar arasında kesin hüküm mü, yoksa delil niteliğinde mi olduğu değerlendirilmeli,keza davalıların dayandıkları tapu kayıt malikleri ile davalılar arasındaki akdi veya ırsi ilişki saptanarak dayanak tapu kayıtları usulünce yerine uygulanmalı, ayrıca mirasçılar arasında aynı nitelikte Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, mahkemece yapılan nitelendirmeye ve uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.

Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz,davacı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.