Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı .... ve diğeri aleyhine 19/11/1999 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/03/2012 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı .... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18/12/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı adına gelen olmadı, karşı taraftan davalı .... vekili Avukat ... geldi, diğer davalı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, trafik kazasından doğan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, bozmaya uyularak verilen kısmen kabul kararında asıl ve ek davadaki maddi tazminat istemlerinin aynen kabulüne, asıl davadaki manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, ıslah edilen bölüm yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” dair verilen karar, davacı ile davalı ... İnşaat Anonim Şirketi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ek dava dilekçesinde; hüküm altına alınacak zarar tutarına olay tarihinden yasal faiz yürütülmesini istemiştir. Davacının ek dava dilekçesindeki bu talebi gözetilerek ek davada hüküm altına alınan tutara olay tarihinden yasal faiz yürütülmesi gerekirken ek dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmüş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

3-Davalı ... Anonim Şirketi'nin diğer temyiz itirazına gelince:
Yerel mahkemece ıslah edilen bölüm yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş ise de, bozma sonrası ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle “istemin reddine” karar verilerek davalı taraf yararına ıslah tutarı üzerinden karar günündeki yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nisbi vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı .... yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı .... yararına takdir olunan 900.00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 18/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.