Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı ... vekili, davalı ile 1973 yılında evlendiklerini, evlendikten sonra sürekli yemiyeye giderek sebze ve meyve ekip pazarcılık yaparak, hayvancılık yaparak aile bütçesine katkıda bulunduğunu, ürün yetiştirip sattığı iki dönüm seranın da bütün işlerini kendisinin yaptığını, aile bütçesine yaptığı katkılar ve düğünde takılan beş adet Osmanlı altını, üç adet bileziğin bozdurulmak suretiyle 418 ada 5 parselde bulunan taşınmazı edindiklerini ve üzerine ev yaptıklarını, yine aynı taşınmaz üzerine 1990 yılında iki katlı ev yaptıklarını, yine 161 ada 2 parsel sayılı taşınmazı satın aldıklarını, 2004 yılında 48 RG 628 plakalı Ford Transid marka aracı satın aldıklarını, tüm bu malların davalı eşi adına kayıtlı olduğunu, belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL'nin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 24.09.2013 tarihinde talebini 45.000 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 10.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir (HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava; mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bu davaların çözüm yeri 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi gereğince Aile Mahkemeleri'dir. Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözönünde bulundurulur. Mahkemece, davanın niteliği dikkate alınarak davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken; bu husus gözden kaçırılarak Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.