Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Temyiz kapsamına göre; Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/16 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

2. Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/16 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 14.01.2020 tarihli ve 2017/11109 Esas, 2020/181 Karar sayılı kararı ile eksik inceleme nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2020 tarihli ve 2020/113 Esas, 2020/137 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

A. Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında alt sınırdan ceza tayin edilmesine ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasına ilişkindir.

B. Sanığın temyiz isteği; hakkındaki mahkumiyet hükmünü temyiz etme iradesinden ibarettir.

1. Sanığın, şikayetçi ...'in kimlik bilgileri ile düzenlenen ancak üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ve aslı ele geçirilemeyen nüfus cüzdanını ibraz ederek katılan ...ye kredi başvurusunda bulunduğu, hizmet sözleşmesi, emeklilik ve hayat sigortası talep ve beyan formu, bireysel kredi başvuru formu, hayat sigortası başvuru formu ve gerçek müşteri başvuru formunu şikayetçi ...'in imzasını taklit etmek suretiyle imzaladığı anlaşılmıştır.

2. Mahkemece; sanığın ikrar içeren savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı itibarıyla sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Sahtecilik suçlarında belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığını değerlendirme görevinin hakime ait olduğu, Mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı ve dosya arasında suça konu belgelerin bulunmadığı anlaşılmakla, mahal mahkemesinden suça konu belgeler istenerek eksiklik giderilmiş, heyetimizce yapılan inceleme ve gözlemde ise, belgelerde yapılan sahteciliğin ilk bakışta kolaylıkla anlaşılamadığı ve aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu belirlendiğinden tebliğnamedeki bozma isteyen (1) nolu görüşe iştirak edilmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.06.2013 tarih ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 04.07.2008 tarihli ve 2006/290 Esas, 2008/125 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden Bafra Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21.05.2008 tarihli ve 2007/114 Esas, 2008/79 Karar sayılı ilam ile hükmolunan 1 yıl hapis cezasına ilişkin hükmün esas alınması,
Hukuka aykırı bulunmuş, bu aykırılıkların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2020 tarihli ve 2020/113 Esas, 2020/137 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafının çıkartılarak, yerine ''Sanığın, Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 04.07.2008 tarihli ve 2006/290 Esas 2008/125 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altı ve yedinci fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; bozma öncesi ilk hükümde Bafra Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21.05.2008 tarihli ve 2007/114 Esas, 2008/79 Karar sayılı ilam ile hükmolunan 1 yıl hapis cezasına ilişkin hükmün tekerrüre esas alınması ve ilk hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmadığı hususu da gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,

12.06.2024 tarihinde karar verildi.