HÜKÜMLER: Beraat
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2013/408 Esas, 2016/71 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan suçundan beraat karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2020 tarihli ve 2016/104188 sayılı ve yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği, dolayısıyla eksik inceleme ve soruşturma ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozma görüşlü Tebliğnamesi ile Daireye tevdi edilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği; hükme esas alınan bilirkişi raporunun ihtilafın çözümüne katkısı olmadığına, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar değerlendirilmeden karar verildiğine, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna, beraat kararı yerine mahkûmiyet kararı verilmesine ilişkindir.
1. Suç tarihinde sanığın, katılan şirkette müdür olarak görev yaparken, şirket adına farklı zamanlarda tahsil ettiği paraları şirket hesabına yatırmayarak mal edindiği, böylece zincirleme şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2. Sanık suçlamayı kabul etmemiştir.
3.Yapılan yargılama sonucunda, mahkemece dosya içerisinde bulunan gerekçeli bilirkişi raporuna göre sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunamadığı kabul edilerek temyize konu beraat kararı verildiği arlaşılmıştır.
A. Tebliğname yönünden
5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre, dosyadaki bilirkişi raporunu ve diğer delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. İddia, savunma, yeminle dinlenen tanık anlatımları, bilirkişi raporlu, ilgili cevabi müzekkereler ve tüm dosya kapsamı itibarıyla kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığından, katılan vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümününde açıklanan nedenle İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2013/408 Esas, 2016/71 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.06.2024 tarihinde karar verildi.