İstinaf başvurusunun esastan reddi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1)Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.12.2016 tarihli ve 2015/371 Esas, 2016/469 sayılı Kararı ile sanığın zimmet suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine hükmolunmuştur.
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.02.2017 tarihli ve 2017/331 Esas, 2017/378 sayılı Kararı ile katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan vekili, sanığın görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinin dosyadaki mevcut delillerle sabit olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

Suç tarihinde Cebeci köyü muhtarı olan sanığın, köy tüzel kişiliği adına takip etmesi gereken senet işlemlerini kendi adına düzenlediği senetlerle takip etmesi, muhtarlık adına kiralama işlemini yaptığı ... Cafe isimli iş yerine ilişkin gerekli ilan ve duyuruları yapmayıp bu iş yerinden elde edilen kira bedelleri ve yine işletme izni olmayan WC tesisini işleterek karşılığında tahsil ettiği ücretleri köy gelir gider defterine kaydetmemesi, köy tüzel kişiliği adına harcandığı belirtilen tutarların açık olarak kayıtlarda yer almaması nedenleriyle iddianame yerine geçen görevsizlik kararı ile zimmet suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında paraların köy tüzel kişiliği adına yapılan harcamalarda kullanıldığını ve zimmetine para geçirmediğini belirtmesi karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkartılabilmesi için öncelikle sanığa muhtarlık yaptığı dönemde deftere işlenmeyen köy giderinin olup olmadığı ve var olması halinde nerelere harcama yapıldığının sorularak tespit edilip buna ilişkin harcama belgelerinin asıllarını veya alınan yerlerden temin edilecek onaylı örneklerini ibraz etmesi sağlanarak gerekli görüldüğü takdirde mahallinde keşif de yapıldıktan sonra, sanığın görev yaptığı dönemdeki köyün tüm defter ve belgeleri ile dosyanın kül halinde farklı bir bilirkişi heyetine tevdi edilip, suç tarihlerinde köyün tüm gelir ve giderlerini gösterecek şekilde rapor alınarak uhdesinde kalan para olup olmadığının belirlenip paraların köy tüzel kişiliği hesabına intikal ettirilmediğinin saptanması halinde eyleminin zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı nazara alınıp sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 17.02.2017 tarihli ve 2017/331 Esas, 2017/378 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. madde ve fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a madde-fıkra ve bendi uyarınca gereği için kararı veren Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.