Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, Ankara ili Bala ilçesi ... Mahallesi ... Mevkii çalışma alanında bulunan 660 parsel sayılı 174.600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, irsen intikal, pay satışı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenleriyle, davalılar ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.

Davacı ... dava dilekçesinde; davalılar yararına edinme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 660 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağının iptali ile 09.07.2001 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 22.975 metrekarelik bölümünün tespit gibi davalılar adına, (B) harfi ile gösterilen 151.625,00 metrekarelik bölümünün yeni parsel numarası verilerek Hazine adına tesciline ilişkin önceki karar, davacı ... vekili ile davalılardan ..., ... ve ... vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2015/9992 Esas ve 2018/2966 Karar sayılı ilamıyla; " Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı açıklandıktan sonra, davalılardan ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazları yönünden, mahkemece tespite esas diğer tapu kayıtlarının taşınmazı kapsamadığı, 16.2.1942 tarih ve 7 sıra numaralı tapu kaydının ise taşınmaza uyduğu, ancak değişebilir sınırlı olduğundan miktarına itibar edilmesi gerektiği, tapu kayıt tarihi ile tespit tarihi arasında 20 yıl dolmadığından miktar fazlasının zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verildiği, mahkemenin tapu kayıt uygulamasında ve kaydın değişebilir sınırlı olduğuna ilişkin değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamakta ise de, tapu kayıt miktar fazlasının zilyetlik yoluyla kazanılması hususunda varılan kanaatin dosya kapsamına uygun olmadığı, tespit günü olan 16.11.1954 tarihi itibariyle diğer koşulların varlığı halinde davalı tarafın belgesiz zilyetlikten her bir taşınmazda 100 dönüm miktarında mülk edinmesinin mümkün bulunduğu açıklanarak, dosya kapsamında yapılan araştırma, inceleme ve uygulamadan tespit günü itibariyle kaydın tesisinden itibaren davalı tarafın taşınmaz üzerinde 20 yıldan fazla zilyetliğinin bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece, Zilkayde 1285 tarih ve 9/189 sıra numaralı sicilden intikalen gelen 16.2.1942 tarih ve 7 sıra numaralı tapu kaydının miktarına ek olarak 100 dönüm daha yerin belgesiz zilyetlik nedeniyle davalı taraf adına tescile karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu " gerekçesiyle bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 660 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile taşınmazın "174.600 m²" olan yüzölçümünden fen bilirkişisinin 04.03.2020 havale tarihli raporunda (C) harfi ile göstermiş olduğu C=51.625,00 m² miktarındaki kısmın taşınmazdan ifrazı ile, dava konusu taşınmazın kalan miktar olan raporda A ve B harfleri ile gösterilen A+B=122.975,00 m² yüz ölçümü miktarı, "Tarla" vasfı ile "tespit malikleri" adına tapu siciline kayıt ve tesciline, dava konusu 660 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 04.03.2020 havale tarihli raporunda (C) harfi ile göstermiş olduğu C=51.625,00 m² miktarındaki kısmının "Tarla" vasfı ile "maliye hazinesi" adına tapu siciline kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

İlk Derece Mahkeme kararının ONANMASINA,

3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,

Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.