Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği; sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.

Karar tarihinde başka suçtan Bandırma 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın, (Kapatılan) Askeri Yargıtay 4. Dairesinin 20.09.2016 tarihli ve 2016/502 Esas, 2016/471 Karar sayılı bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespiti için yapılan Bandırma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2016 tarihli duruşmasında, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ettiği görülmekle tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmiştir.

Yapılan incelemede; sanığın, 20.01.2014 günü Bandırma Askerlik Şubesi Başkanlığınca 1 günlük yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği, en geç 22.01.2014 tarihine kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, daha sonra 22.03.2014 tarihinde yakalandığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanığın aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı ikrar ettiği belirlenmiştir.

Bandırma İlçe Devlet Hastanesinin 02.04.2015 tarihli yazısı ekinde gönderilen raporda; sanığın yapılan psikiyatrik muayenesi sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32/1 ve 32/2 maddesinden faydalanmasını gerektirecek akıl hastalığının bulunmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

Balıkesir Asker Hastanesinin 11.06.2015 tarihli ve 3561 sayılı sağlık raporunda; ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konan sanığın barışta ve seferde askerliğe elverişli olmadığı, elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı ve müsnet suçtan ötürü 5237 sayılı Kanun'un 32/1 ve 32/2 nci maddesinden faydalanmasının uygun olmadığı tespitlerine yer verilmiştir.

Erdek Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü Polis Merkezi Amirliğinin 22.03.2014 tarihli yazısı ve ekinde bulunan yakalama tutanağı dava dosyasında mevcuttur.

Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a maddesinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmeyen suçlardan olduğu göz önüne alındığında; sanığın, 22.01.2014-22.03.2014 tarihleri arasında kesintisiz süren ve yakalanmakla son bulan firar suçunu işlediği belirlenmekle, atılı suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Hapis cezasına mahkumiyetin Kanuni sonucu olarak uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin yapılan, karar tarihinden sonraki değişikliklerin infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

11.06.2024 tarihinde karar verildi.