Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili, davalı Güvence Hesabı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-

Davacı vekili; davacının yolcu olarak bulunduğu araca davalı ...'nın kullanmakta olduğu adına tescilli traktörün çarpması nedeniyle yaralandığını, davalı aracının zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere geçiçi ve sürekli işgöremezlik zararları, bakım ve yol giderinden ibaret toplam 3.000 TL maddi zararının davalılardan, 15.000 TL manevi tazminatın araç işleteni sürücü davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili; 16.07.2014 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin dava değerini 19.626,95 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı Güvence Hesabı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, kaza tarihinde aracın sigortası bulunduğunu, kusur ve tazminat yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının müterafik kusuru bulunduğunu ve tazminat miktarının poliçedeki limitler dahilinde ödenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile toplam 19.626,95 TL maddi tazminatın davalılardan ... bakımından 25.08.2007 tarihinden, Güvence Hesabı bakımından dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulü ile takdiren 3.000 TL manevi tazminatın 25.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Mustafadan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davacı vekili, davalı Güvence Hesabı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına göre, mahkemece duruşmaya katılmayan davalı Güvence Hesabına hükme esas alınan 24.09.2012 tarihli maluliyet raporu ve 16.07.2014 tarihli ıslah dilekçesi tebliğ edilmediği, ıslahın yapıldığı tarihin ertesi günü 17.07.2014'de hüküm verildiği görülmektedir.
Islah bir usul işlemi olup ıslaha karşı başvurulabilecek haklar tebliğ işlemi ile başlamaktadır. Bu durumda mahkemece davacılar vekili tarafından ibraz edilen ıslah dilekçesinin davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve 6100 sayılı HMK'nin 27.maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının bir sonucu olarak ıslah talebine karşı diyeceklerini bildirme imkanının tanınması gerekirken, ıslah dilekçesi tebliğ edilmeyerek davalıların savunma haklarının kısıtlanması isabetli görülmemiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre davalı Güvence Hesabı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Güvence Hesabı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı Güvence Hesabı vekilinin sair ve davacı vekili ile davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı, davalı Güvence Hesabı ve ...'ya geri verilmesine 17/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.