Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

1-Dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev'i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK.nun 102/4.maddesine göre, hesaplanan beş yıllık dava zaman aşımının 21.12.2005 tarihli sorgu ve inceleme tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aynı Yasanın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nun 223/8.maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,

2- Resmi belgede sahtecilik suçuyla ilgili yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kanaat ve takdirine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a- 5237 Sayılı TCK'nun 7. ve 5252 Sayılı Kanun 9.maddeleri uyarınca sanığın sahtecilik suçunun cezasının düzenlendiği her iki yasanın ilgili tüm hükümleri olaya ayrı ayrı uygulanması suretiyle belirlenecek sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan kanunun tespit edilmesi gerekirken denetime olanak vermeyecek biçimde soyut olarak 5237 Sayılı TCK'nun 204/1.maddesinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
b- 5237 Sayılı TCK'nun 53/1-c maddesinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca koşullu salıvermeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı istem gibi 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA 27.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.