Davacı ... ve ...'in tapu iptal tescil taleplerinin kabulüne

Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 inci maddeleri gereğince zilyetlik yoluyla olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanıma ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ... ve ...'in tapu iptal tescil taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, dahili davalı ... İdaresi vekili, dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1994 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışmaları yapılarak kesinleşmiştir.

2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Seydişehir ilçesi, ... Köyünde bulunan 4011 parsel ile ... Kasabası 4379 parsel dışarısında kalan kadastro çalışma alanları dışında bırakıldığını, bu parsel sayılı taşınmazın yıllardan beri müvekkilleri tarafından kullanıldığını, taşınmazlar üzerinde bir kısım yapıların da bulunduğunu, müvekkillerinin taşınmazı yıllardan beri nizasız fasılasız olarak kullandıklarını ve 40- 50 yılı aşkındır buraya malik olduklarını, taşınmazın tarım arazisi olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında kadastro çalışmaları dışında bırakıldığını, malik hanesinin boş göründüğünü, parsel numarası da almadığını, kadastro çalışmalarının tamamlandığını ve kesinleştiğini, haricen yapılan başvuruda ise taşınmazın Seydişehir Kadastro Müdürlüğü tarafından kadastro çalışması içerisine alınmasının yoğunluk nedeni ile sağlanmadığını, müvekkillerinin mülkü olan araziye bu güne kadar kimsenin bir müdahalesi ve elatmasının olmadığını, sınırlarının da kullanılagelmiş ahır, ev ve müştemilatlarının bulunduğunu, yapılacak yargılama sonunda tapunun kısmen iptali ile tescile karar verilmesini istemiştir.

1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, reddinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, ... Kasabası ... Mahallesi 4370 parselde arsa vasfındaki taşınmazın müvekkili ile ilgisinin olmadığını, ... oğlu ... adına tapuya kayıtlı olduğunu, ... Köyü 4011 parselinde bulunan 13.311.060,00 m2 yüzölçümlü ve orman vasfındaki taşınmazın 23.01.1997 tarihinde hazine adına tescil edildiğini, orman vasfında kullanıldığından defterdarlık makamının (Milli Emlak Müdürlüğünün) 02/12/2003 tarihli ve 1470/11779 sayılı yazıları ekinde alınan 19.11.2003 tarihli ve 1470 sayılı onayıyla Orman Genel Müdürlüğü adına orman olarak tahsis edildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

2. Dahili davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; bir kısım davacıların aynı taşınmazlar için Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/282 Esas, 1991/174 Karar sayılı dosyası ile zilyetlik iddiası ile tescil davası açtıklarını ve dava konusu yerlerin orman vasfını taşıdığı gerekçesi ile davanın reddedildiğini ve kesinleştiğini, dava konusu yerde yapılan kadastro çalışmasının 1994 yılında yapılıp kesinleştiğini, dava konusu yerlerin yargıya konu edildiği için tespit dışı bırakıldığını, dava konusu yerlerin memleket haritasında yeşil alan olarak göründüklerini, dava konusu yerlerin evveliyatının orman olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3. Dahili davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ile ilgili müvekkili belediyenin bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili belediyenin davada taraf sıfatı bulunmadığını, bu nedenle davaya konusu taşınmaza kayden malik olmayan belediye yönünden öncelikle husumet nedeniyle davanın reddi ile neticede davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

4. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davada müvekkili kurumun taraf sıfatı bulunmadığını, davaya konu gayrimenkulün uzun yıllardır nizasız fasılasız kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, yapılan keşifte bu hususun davacı tarafından ispat edilemediğini, taşınmazın tarım arazisi konumunda olmadığını belirterek davanın usul ve esas yönünden reddi gerektiğini beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 23.10.2014 tarihli ve 2011/446 Esas, 2014/754 Karar sayılı kararı ile; davaya konu taşınmaza davalılar tarafından 30 yılı aşkın süre önce ev ve müştemilatlarının yapıldığı, bu tarihten beri de kullanmaya devam ettikleri, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerin de uzun süredir davacıların taşınmazı kullandıklarını beyan ettikleri, ilk keşif sonrası ziraat ve orman bilirkişilerinin hazırladıkları rapora göre ve ikinci keşif sonrası farklı bir orman bilirkişisinin hazırlamış olduğu rapora göre de davaya konu taşınmazların orman sınırları dahilinde kalmadığının bildirildiği, davaya konu taşınmazlar üzerinde davacıların fiili olarak aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yıldan fazla süreyle zilyetliklerinin olduğu, dava konusu taşınmazların toprak yapısı itibariyle tarım arazisi vasfında olduğu, orman vasfında olmadığı ve orman sınırları içerisinde de kalmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; Konya ili Seydişehir ilçesi ... - ... Yolçatı Mevkiinde bulunan ve Fen Bilirkişisi ... ...'in 16.09.2014 havale tarihli raporunda (A) harfi ile belirtilen 2.212,62 m2 lik taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca davacılar ..., ..., ... ve ... adlarına iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre tapuya kayıt ve tesciline, Konya ili Seydişehir ilçesi ... - ... Yolçatı mevkiinde bulunan ve Fen Bilirkişisi ... ...'in 16.09.2014 havale tarihli raporunda (B) harfi ile belirtilen 1.461,76 m2 lik taşınmazın TMK'nun 713 üncü maddesi uyarınca davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, Konya ili, Seydişehir İlçesi, ... - ... Yolçatı Mevkiinde bulunan ve Fen Bilirkişisi ... ...'in 16.09.2014 havale tarihli raporunda (C) harfi ile belirtilen 1.536,10 m2 lik taşınmazın TMK'nun 713 üncü maddesi uyarınca davacı ... ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili ve davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.02.2017 tarihli ve 2015/11574 Esas, 2017/1492 Karar sayılı kararıyla; ... Mahallesi büyükşehir sınırları içinde yer aldığından, 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin on üçüncü fıkrası gereğince, ... Mahallesinin bağlı bulunduğu ... ve Seydişehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde kanuni zorunluluk bulunduğu halde ... ve Seydişehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulduğu, dava konusu edilen taşınmazların sınırında 4011 ve 4379 sayılı orman parselleri mevcut olup hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli (A), (B) ve (C) harfli bölümler üzerinde meşe ağaçlarının bulunduğu belirtildiğinden Orman Yönetimi davaya dahil edilmeden yokluğunda yargılama yapılıp yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı ve Türk Medenî Kanunu'nun 713/4 üncü maddesi gereğince yasal ve zorunlu ilânlar yapılmadan karar verildiği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Fen bilirkişisi ... İnce'nin raporunda davacılarca talep edilen yerin (A), (B), (C) rumuzlarıyla gösterildiği, (A) rumuzlu yerin 285 ada 2 parselde kaldığı, bu alanda ev, ahır ve meyve ağaçlarının bulunduğu, (B) rumuzlu yerin ada parsel numarası almadığı ve bu yerlerde iki katlı ev, mutfak, ahır samanlık ve meyve ağaçlarının bulunduğu, (C) rumuzlu yerin ada parsel numarası almadığı, bu yerde de ev, ahır, meyve ağaçlarının bulunduğu, bu yerlerin ... Mahallesinde orman sınırları dışında kaldığı, ham toprak vasfı ile değerlendirilebilecek sahada yer aldığı, inşaat bilirkişi raporunda (A) ve (B) rumuzlu yerlerdeki yapıların değerinin hesaplandığı, orman, harita ve inşaat bilirkişi tarafından hazırlanan ortak raporda (A), (B), (C) parsel rumuzlu taşınmazların Orman Kadastrosu sırasında orman ayılmayan yer olarak tefrik edildiği ve vasfının bu şekilde belirtildiği, taşınmazların uzun zaman öncesinden beri tarla, bahçe olarak kullanılmış olduğu ve toprak muhafaza karakteri taşımayan, erozyona maruz sahalardan olmayan orman sayılmayan yerde kaldığı, taşınmazların tarım ve iskan alanı olarak mütala edilmesi yönünden rapor hazırladıklarının görüldüğü, ziraat bilirkişi kurulunun rapor hazırladığı A (A- A1), B, C rumuzlu yerlerin bitki örtüsüne ilişkin değerlendirmenin yapıldığı, yargılama sırasında (A) rumuzlu yere ilişkin talebin terfikine karar verilerek (B) ve (C) rumuzlu yere ilişkin hak iddia eden taraflarda dikkate alınarak tüm dosya kapsamı itibariyle iddianın ispat edildiği, TMK'nin 713 üncü maddesi uyarınca kazanım şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davacılar ..., ..., ... ve ...’in talepte bulundukları fen bilirkişi ... İnce’nin 07.04.2019 tarihli raporunda (A) ve (A1) harfiyle gösterilen kısmın ... Köyü 285/2 ile 285/3 parselleri içerisinde kaldıkları anlaşılmakla, işbu kısma ilişkin yer yönünden ismi belirtilen davacılar ile iş bu dosyanın davalılar aynı kalmak suretiyle terfik işlemi yapılarak dosyanın mahkememizin çift esasına kaydedilmesine, terfik yapılan dosyaya iş bu dosyasının fotokopisi alınarak 285/2 ve 3 parselere ilişkin tedavüllü tapu kayıtları ile bu parsellere ilişkin askı ilan cetvellerinin ilgili tapu müdürlüğü ile kadastro müdürlüğünden istenilerek, belgeler geldiğinde Kadastro Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca dosya üzerinden değerlendirme yapılmasına, bu davada ... ve ...'in tapu iptali ve tescil taleplerinin kabulü ile Konya ili Seydişehir ilçesi ... Köyü Konya N27 b 06 a 3 paftasında bulunan ve fen bilirkişisi ... ’nin 07.04.2019 tarihli raporunda (B) harfi ile belirtilen 1.814,42 m2 lik taşınmazın TMK'nin 713 üncü maddesi uyarınca davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, Konya ili Seydişehir ilçesi ... Köyü Konya N27 b 06 a 3 paftasında bulunan ve fen bilirkişisi ... ’nin 07.04.2019 tarihli raporunda (C) harfi ile belirtilen 1.183,37 m2 lik taşınmazın TMK'nin 713 üncü maddesi uyarınca davacı ... ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili, dahili davalı ... İdaresi vekili, dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili ve dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Seydişehir ilçesi ... Mahallesi ve ... Mahallesi arasında kalan ve kadastro çalışmaları sırasında tampon bölge vasfı ile tescil harici bırakılan dava konusu taşınmaza ilişkin davacıların 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca zilyetlikle kazanım koşulları oluşup oluşmadığına dair ve zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından yeterli araştırma yapılmadığını, dava konusu taşınmazda davacılar adına emlak vergisi kaydına rastlanılmaması ve davacılar adına ÇKS kayıtları bulunmamasına rağmen davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın senetsizden tescil davası olduğu göz ardı edilerek Maliye Hazinesi aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi bakımından da kararın hukuka aykırı olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

2. Dahili davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun karara esas alınacak hukuki nitelikte olmadığını, dava konusu edilen alanın bitki örtüsü ve resmi kayıtlar ile orman sayılan yerlerden olduğunu gösterdiğini, bilirkişi raporunun fiziki duruma ve resmi belgelere aykırı olduğunu, davaya konu yerin orman arazisi olduğunu, bu nedenle 3402 sayılı Kanun ve MK hükümleri uyarınca zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığını, bu tür yerlerin orman bütünlüğü içinde ormandan ayrılmayan ormanın uzantısı olan orman içi açıklık niteliğindeki yerlerden olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

3. Dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada taraf sıfatları bulunmamasına rağmen aleyhlerin hüküm tesis edilerek yargılama giderlerine hükmedildiğini, aldırılan bilirkişi raporunun teknik ve hukuki yeterlilikten yoksun karar vermeye elverişli olmayan bir rapor olduğunu, orman vasfında olan yerlerin 3402 sayılı yasa ve MK hükümleri uyarınca zilyetlikle kazanılamayacağını, davaya konu yerin orman bütünlüğü içinde, ormanın uzantısı olan orman içi açıklık niteliğinde olduğunu, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına dair zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından yeterli araştırma yapılmadığını, davacılar adına emlak vergisi kaydına rastlanılmaması ve davacılar adına ÇKS kayıtları bulunmamasına, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından da evveliyatının orman olduğunun ifade edilmesine rağmen davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

4. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müvekkili kurum aleyhine yargılama giderlerine, harçlara ve vekalet ücretine hükmedilmemesi ve davanın husumet yokluğundan reddi gerekirken müvekkili kurum yönünden kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun aykırı olduğunu, davanın sadece taşınmazın bulunduğu ilçe belediyesini ilgilendirdiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, yasal hasım oldukları halde aleyhlerine yargılama giderine hükmedildiğini açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri gereğince zilyetlik yoluyla olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanıma ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14,17 nci maddeleri, 6831 Sayılı Orman Kanunu.

Dava dosyası arasına alınan ve dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkide bulunan başka bir taşınmaza ilişkin Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 29.05.1991 tarihli ve 1986/282 Esas, 1991/174 Karar sayılı dosyası ile bilirkişi raporları incelendiğinde; dava konusu yerin orman olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakılmış olduğu ve geçmişinin orman olduğunun anlaşıldığı, dava konusu yörede 1994 yılında 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışmalarında dava konusu yerin orman tahdidi dışında bırakıldığı, öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen taşınmazın yörede yapılan orman kadastrosunun kesinleştiği tarihe kadar bu vasfını koruyacağı, bu nedenle orman sınırları dışında bırakılmaya ilişkin orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten önceki zilyetliğe değer verilemeyeceği gözetilerek orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar taşınmaz üzerinde davacı lehine kazandırmayı sağlayacak zilyetlik süresinin dolmadığı ve bu haliyle davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 inci maddelerinde yazılı kazanım koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Davalı Hazine vekili, dahili davalı ... İdaresi vekili, dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili ve dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.