Dava, davacının davalıya ait işyerinde, 01.6.1978-31.8.1978 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi uyarınca, anılan Kanunun yürürlük tarihine kadar 506,1479,2925,2926,5434 sayılı kanunlar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre oluşturulan sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunundur.
506 sayılı Kanunun 4.maddesi ile “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet aktinin tarafı konumunda olan ve hizmet aktini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir.Anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, bu tür tespit davalarının sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
Husumet, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.Dosya kapsamından, davacı hakkında, “... İnş. Ve Tic. Koll.Şti., Tahsin ... ve Ort.” na ait 8..96 sicilli, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı İnşaat İşyerinden, davacı adına düzenlenmiş 01.6.1978 tarihli işe giriş bildirgesinin düzenlendiği, dava dilekçesinde de davanın ... İnş.Koll.Şti’ye yöneltildiği, ancak dava dilekçesinin, ... İnş...A.Ş.’ye tebliğ edildiği ve hükmün bu tüzel kişilik aleyhine tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Hakimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31. maddesi ile 144. maddesi kapsamında, davacı tarafı dinleyip, davaya konu edilen çalışmanın hangi işyeri ve/veya işveren nezdinde geçtiği tereddüte yer bırakmayacak şekilde saptanmalı, yine aynı Kanunun, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla zaman bakımından derhal uygulanmasına dair 448. maddesi ile "Tarafta iradi değişiklik" başlıklı ve "Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir..." şeklinde ifade edilen 124. maddesinin 4. fıkrası gözetilmeli, gerektiğinde ilgili taraf aleyhine de davayı teşmil edip, davalı olarak katılımı sağlanıp göstereceği deliller de dikkate alınarak varılacak sonuca göre hüküm tesis etmek gerektiği dikkate alınmalıdır. Yapılacak değerlendirmede, aleyhine hüküm kurulan ... İnş...A.Ş. ile ... İnş. Ve Tic. Koll.Şti. arasında bir ilişkinin varlığı, işyeri sicil dosyası ile ticaret sicil kayıtları da incelenerek irdelenmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve sair hususlar incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.