(KANUN YARARINA BOZMA)
Kasten adam öldürmek suçundan sanık ...'in, 765 sayılı TCK'nun 448 ve 59/2. maddeleri gereğince 20 yıl ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/11/2003 tarihli ve 2003/268 Esas, 2003/432 sayılı kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 14/12/2004 tarihli ve 2004/2748 esas, 2004/4156 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmesini müteakip 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun sanık lehine olan hükümlerinin tespiti amacıyla yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, aynı Mahkemenin 14/06/2005 tarihli ve 2003/268 Esas, 2003/432 sayılı ek kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına ilişkin dosya kapsamı vurgulanarak;
5237 sayılı TCK'nun 7/2 5252 sayılı TCK'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3 maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir," şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran lehe Yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasına, kanıt toplanmasına, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasayla olmuşsa, hükümde değişiklik yapılmasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, evrak üzerinde inceleme yapılması neticesinde karar verilmesi 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca isabetli olmadığından bahisle ek kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 28/06/2012 gün ve 39231 sayılı istemleri Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20/07/2012 gün ve 186592 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası Dairemize gönderilmekle, okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
I.)OLAY: Hükümlü ... hakkındaki dosya kapsamından;
a-Hükümlünün, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06/11/2003 tarihli ve 2003/268 Esas, 2003/432 sayılı kararıyla kasten adam öldürmek suçundan 765 sayılı TCK'nun 448 ve 59/2 maddeleri gereğince 20 yıl ağır hapis cezasıyla hükümlendirildiği;
b-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 04/12/2004 tarihli ve 2004/2748 Esas, 2004/4156 sayılı ilamıyla sanık ... hakkındaki mahkumiyet kararının onanarak kesinleştiği;
c-Aynı Mahkemenin 01/06/2005 tarihinde 5237 sayılı TCK'nun yürürlüğe girmesi nedeniyle sanık lehine olan hükümlerinin uygulanmasının tespiti amacıyla yapılan uyarlama yargılaması sonucunda 5237 sayılı TCK'nun uygulanmasına yer olmadığına evrak üzerinde 14/06/2005 tarihinde aynı esas ve karar üzerine ek karar hükmü tesis edildiği;
d-Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23/05/2012 gün ve 2003/268 sayılı ek kararıyla mahkumiyet kararından onama ilamından söz edilerek red kararının 22/06/2005 tarihinde hükümlüye tebliğ edildiği, hükümlünün süresi içerisinde temyiz yoluna başvurmaması üzerine kararın kesinleştiği, yasal süre geçtikten sonra 07/05/2012 tarihli dilekçesiyle karara itiraz ettiği belirtilerek ek kararın temyiz incelemesine geçmeksizin kesinleştiğinden Kanun Yararına Bozma yasa yoluna başvuru için dilekçesinin Yüksek Bakanlığa intikal ettirildiği,
Anlaşılmaktadır.
II.)KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYGUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Kanun Yararına Bozma İsteminin kapsamı, uyarlama yargılamasının duruşmalı mı veya somut olayda olduğu gibi duruşma açmaksızın (evrak üzerinde) yapılmasının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III.)HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Talep yazısında vurgulandığı üzere; hükümlü ...'in, kasten adam öldürmek suçundan 765 sayılı TCK'nun 448 ve 59/2 maddeleri gereğince 20 yıl ağır hapis cezasıyla hükümlendirildiği ve hükmünün Yargıtay'ca onanarak kesinleştiği; 5237 sayılı TCK.nun 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe hükümlerin varlığı düşüncesiyle uyarlama talebinde bulunulduğu, yeni TCK'nun lehe hükümler içermediğinden, duruşma açmaksızın uyarlama isteminin reddine karar verildiği ve bu kararın da temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Kanun Yararına Bozmaya ilişkin olarak öngörülen 5237 sayılı TCK'nun 7/2 ve 5252 sayılı TCK'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki düzenleme ile anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararının somut olaya uygulanma olanağı bulunmadığının izahı gerekmiştir.
Şöyle ki; uyarlama yargılamasının bilindiği üzere temel özelliği, tali bir yargılama türü olmasıdır. Uyarlama (değişiklik) yargılamasının evrak üzerinde karar verilmesi için; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması, önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi hususlarıyla sınırlıdır. Buna karşın lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması durumu sonraki çıkan Yasayla olmuşsa hükümde herhangi bir değişiklik yapılmasının söz konusu olduğu hallerde duruşma yapılması zaruridir. Bu belirtilen sınırlı sayıdaki durumların olayda söz konusu olmadığı zaman uyarlama yargılamasında duruşma açmak zorunluluğu yoktur. Diğer bir ifadeyle yoklukta evrak üzerinde karar verilmesi mümkündür. (5252 sayılı Yasanın 9/1. maddesinin hükmü) Bu halde uyarlama davasının lehe bir durum içermediğinden reddine karar verilmesinde Yasaya aykırılık söz konusu değildir.
Bilindiği üzere 5271 sayılı CMK'nun 309 ve 310 maddelerinde düzenlenen Kanun Yararına Bozma kurumu, İstinaf ve temyiz denetiminden geçmeksizin kesinleşen hüküm ve kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için kural olarak Adalet Bakanı, istisnaen de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur.
Somut olayımıza dönüldüğünde 765 sayılı Yasa'nın sanık hakkında uygulanan hükümleri gereğince, kasten adam öldümek suçundan 448 ve 59/2 maddeleri gereğince verilen ve kesinleşen 20 yıl hapis cezasının karşılığı olan 5237 sayılı TCY'nın 81 ve 62 maddeleri gereğince kasten insan öldürmekten asgari ceza miktarı 25 yıl hapis cezasını gerektirmektedir. Görüldüğü gibi sonraki Yasa hükmü sanığın aleyhinedir. Lehe bir düzenleme içermemektedir. Bu açık saptama karşılığında somut olayda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması, takdir hakkının kullanılmasını gerektiren herhangi bir olgu söz konusu değildir. Hükümde sanık lehine değişiklik yapılmasını gerektiren durum da söz konusu olmadığından duruşma açmadan evrak üzerinde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun ve Dairemizin yerleşik kararları da bu doğrultudadır. (CGK'nun 24/01/2006 gün 2005/11-136 ve 2006/3; Yargıtay 1. Ceza Dairemizin 26/01/2009 gün ve 2008/5872 Esas, 2009/172 Karar sayılı içtihatları) Bu itibarla Kanun Yararına Bozma İsteminin yerinde görülmediğinden, reddine karar vermek gerekmiştir.
IV.) SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında somut olayın değerlendirilmesi sonucunda;
1.Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 14/06/2005 tarihli ve 2003/268 Esas, 2003/432 sayılı ek kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20/07/2012 tarihli ve 2012/186592 sayılı tebliğnamesine bağlı Yüksek Adalet Bakanlığı'nın 28/06/2012 tarihli (KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ) yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı CMK'nun 309/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
2.Diğer işlemlerin yapılabilmesi mahalline gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na (TEVDİİNE), 18/12/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.