Dava, davacıların murisi ...'ın meslek hastalığı nedeniyle vefat ettiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı ... Sanayi A.Ş ve ... Gravür Kaplama ... ... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava konusu somut olay incelendiğinde, davacıların murisi ...'ın davalı... ... adına, davalı ... Sanayi A.Ş'ye ait işyerinin nikel kaplama bölümünde çalışırken ağır çalışma koşulları nedeniyle meslek hastalığına yakalandığı ve vefat ettiği, her iki işverenin kusursuz sorumluluklarının bulunduğu ve murislerinin meslek hastalığı nedeniyle vefat ettiğinin tespitine karar verilmesinin istenildiği ve mahkemece istem gibi davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
506 sayılı Kanunun 26. maddesinde, “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa, bu gelirlerinin 22 nci maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı ... Kurumca işverene ödettirilir...” hükmü gözetildiğinde, davanın davalı Kurum'un da hak alanını ilgilendirdiği açıktır.
506 sayılı Kanunun “iş kazası ve meslek hastalığının tarifi” başlığını taşıyan 11’inci maddesinde, Bazı hal ve durumlarda meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaylar iş kazası olarak tanımlanarak, iş kazasının varlığı için gereken koşullar açıklanmış, gerek anılan Kanunda, gerekse diğer yasal mevzuatta bu tür iş kazasının varlığının saptanmasına yönelik davaların belli bir sürede açılması gerektiği yönünde herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre düzenlemesine yer verilmemiş bulunmakla, söz konusu nitelikteki davaların her zaman açılması olanaklıdır. Diğer taraftan belirtilmelidir ki bu tür davalarda, yargılama sonunda elde edilecek hükmün sigortalılık hakları yönünden uygulayıcısı konumundaki Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na husumet yöneltilmesi gerektiği gibi, verilecek kararın hukuki sonuçları ve doğurabileceği yükümlülükleri dikkate alındığında, hak alanını ilgilendirdiği için sigortalının işvereninin de taraf olarak yer alması zorunlu olup, bir başka anlatımla, bu tür davalarda Kurum ile işveren arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında yapılan değerlendirmede; SGK Başkanlığına yasal yönteme uygun biçimde husumet yöneltilmesi için, davacı tarafa uygun süre tanınarak, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplandıktan sonra, yapılacak irdelemeyle, elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

S O N U Ç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davalılara iadesine, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.