Hükümlülük ve müsadere
Sanığın hükümden sonra vefat etmesi nedeniyle "hükmün bozulmasına" ilişkin Dairemizin 15.02.2012 gün ve 2011/967 esas ve 2012/4301 sayılı bozma kararına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.04.2012 tarihinde süresinde yapılan itiraz üzerine dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dairemize gönderilmekle yapılan incelemede;
01.06.2005 tarihinden önce yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 96. maddesinden farklı 5237 sayılı TCK.nun 64. maddesinde ki "(1) sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak niteliği itibariyle müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir. (2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur." şeklindeki düzenleme ve Ceza Genel Kurulunun 2008 yılından beri süregelen yerleşmiş kararları da gözetilerek;
Sanığın ölümü nedeniyle, Yargıtay tarafından dosyanın esası incelenmeyeceğinden, emanetteki eşyanın niteliği, mirasçılara verilip verilemeyeceği hususunda bir karar verilmesinin mümkün olmadığı, emanette kayıtlı eşyanın bulunması halinde müsaderenin mahkemesince yargılama yapılıp, gerektiğinde ilgililer de dinlenerek hukuki durumun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla;
Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığının itirazının Ceza Genel Kurulu'nun süreklilik gösteren kararları ile 5237 sayılı TCK.nun 64. maddesine aykırı
bulunduğundan (REDDİNE), dosyanın 6352 sayılı Yasanın 99/3. maddesiyle 5271 sayılı CMK.nun 308. maddesine eklenen 11. fıkrası uyarınca Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.