İşkazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalılardan ... İnş. Tur. San. ve Mad. Tic. Ltd. Şti. avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.12.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. ..., temyiz eden davalı adına Av. ... ... ile karşı taraf adına Av.... geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre ve özellikle; 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın 26. maddesinin olmasına, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerekeceği, bu önlemlerin alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığı ve dayanağı mevzuat hükümlerini ayrıntılarıyla gösteren, maddi olaya uygun olduğu anlaşılan 12.10.2011 tarihli kusur raporuna dayalı olarak hüküm tesis edilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına,
Öte yandan; 26. maddedeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, Anayasa Mahkemesince, 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunması ve tazminat hesabının bu şekilde yapılması gerekmesine, öte yandan, Kurumun, sigortalı veya hak sahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönünün de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmasına, fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, Kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesinin gerekmesine, şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise o taktirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesinin gerekmesine, aksine fiili ödeme miktarı ilk peşin değerden düşük ise o taktirde de fiili ödeme miktarının esas alınmasının gerekmesine, dava konusu somut olayda ise; sigortalının hak sahiplerinden...’in 18 yaşını ikmal etmesi nedeniyle gelirinin kesildiği ve kendisine 2.991,35 TL fiili ödemenin yapıldığı, fiili ödeme miktarının ilk peşin sermaye değerli gelir miktarından düşük olduğunun anlaşılmasına göre, bu hak sahibi yönünden fiili ödeme miktarının esas alınması gerekirken ilk peşin sermaye değerli gelir miktarının esas alınmış olmasının isabetsiz olmasına, ne var ki; davadaki talep ve hükmolunan miktar itibariyle bu isabetsizliğin sonuca etkisinin bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılara yükletilmesine, 18.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
10. Hukuk Dairesi - E. 2012/22683 - K. 2012/26200
Yargıtay Kararı
Künye Bilgileri
| Daire | 10. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2012/22683 |
| Karar No | 2012/26200 |
| Karar Tarihi | 18.12.2012 |
Karar Metni
"İçtihat Metni"