Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalılardan ...’in, Mahalli İskan Komisyonunun 29/06/1998 tarih ve 89 sayılı kararı ile tarımsal iskana hak kazanmış olduğunu, verilen karar gereğince de dava konusu 443 parsel sayılı taşınmazın kendisi ve aile bireyi olan diğer davalılar adlarına tescil edildiğini, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından davalı ...’in hak sahibi olarak belirlendiği tarihten önce Ebeveyni ile birlikte topraklandırıldığı halde yeniden hak sahibi yapıldığı tespit edildiğinden Mahalli İskan Komisyonunun 15/06/2011 tarih ve 2011/10 nolu kararı ile hak sahipliklerinin iptal edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, hak sahipliği kararının iptaline ilişkin işlemin idari istikrar ve idareye güven ilkelerine aykırı olduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tarafların hak sahipliği yapıldığı dönemde göçebelik hususuna ilişkin unsurların açık ve kesin bir düzenlemeyle belirlenmediği, idarenin işlemlerinin güvenilirliği ve mülkiyet hakkına ilişkin temel hukuk kuralları gereğince davalıların mülkiyet hakkının korunması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle 12.07.2013 tarihinde kabul edilen 6495 sayılı kanun ile 5543 sayılı İskan Kanununa eklenen geçici 7/3 . fıkrasında Mülga 2510 sayılı yasaya göre hak sahibi olanların hak sahiplikleri herhangi bir koşul aranmaksızın bu kanuna göre devam eder hükmüne yer verilmek suretiyle yürürlükten kalkan 2510 sayılı Kanun döneminde hak sahibi olanların hak sahiplerinin herhangi bir koşul aranmadan devam edeceği vurgulanmış olup, davanın reddedilmesi bu gerekçeyle ve sonucu itibariyle doğrudur. Davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 24.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.