Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı ile ortak mirasbırakanları ...'in mirasçılardan mal kaçırmak amacı ile ve muvazaalı olarak dava konusu 290,1044,1183,2162,2759,3558 ve 4031 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını kadastro tespiti sırasında haricen satmış gibi göstererek davalı oğlu ... adına tescilini sağladığını, davalının satış tarihinde yaşının küçük olup, tasarruf ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek muvazaa nedeniyle iptal ve tescil isteminde bulunmuştur.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını, mirasbırakanı ile arasında satış sözleşmesi yapılmadığını, taşınmazları kadastro tespiti ile edindiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davanın hak düşürücü süreden reddine dair karar Dairece; “... muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davaların herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği kuralının istisnası miras bırakanın kadastro tespitinden önce ölmesi halidir. Zira, Türk Medeni Kanununun 599.maddesi hükmü uyarınca ölüm ile mirasçılar tereke üzerinde hak sahibi olurlar. Ölümün kadastro tespitinden önce gerçekleşmesi halinde mirasçılar tarafından açılacak davanın kadastro tespitinin kesinleşmesi tarihinden itibaren 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması zorunludur. Aksi halde, davanın hak düşürücü süre geçtiğinden reddi gerekir.O halde, miras bırakanın ölüm tarihi gözetildiğinde, mahkemece tarafların iddiaları ve savunmaları doğrultusunda delilleri toplanarak gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, soruşturmanın tamamlanması hasıl olacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı ...” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davalının kadastro tespiti ile edindiği paylar yönünden muvazaa iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1994 yılında satış suretiyle temellük ettiği paylar bakımından davanın reddine ilişkin verilen karar bu kez Dairece; “...Somut olayda, kadastro tespitine dayanak teşkil eden tapu kaydında murisin herhangi bir satış işlemi bulunmamaktadır. Sadece kadastro tespitinde mirasbırakan ...'in taşınmazlardaki payını, diğer birkısım paydaşlarla birlikte davalı ...'a sattığı belirtilerek davalı ve dava dışı kişiler adına tespit yapılmıştır. Bu durumda muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak değil, tapulama tespitinin yanlış yapıldığından bahisle iptal ve tescil davası açılması olanaklıdır, ancak bu istekle açılan bir dava olmadığı gibi eldeki davada bu hâli ile 1.4.1974 tarih ve ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilme yeri de yoktur.Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir....” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 25.20 TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.