Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine

Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı, davacı Hazine vekili, davalı ... vekili, asli müdahil ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, Alanya ilçesi Yeşilöz köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 308 parsel sayılı taşınmaz, satın alma, miras yolu ile gelen hak, paylaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine dava dilekçesinde; Alanya ilçesi Yeşilöz köyü 308 parsel sayılı taşınmazın taşlık, kayalık olup özel mülkiyete konu edilemeyeceğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tespit ve tescili talep etmiştir.

Davacı ... ve müşterekleri dava dilekçelerinde; Alanya ilçesi Yeşilöz köyü 308 parsel sayılı taşınmazın kök murisleri ... Ağa'dan kaldığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın miras payları oranında adlarına tespit ve tescilini talep etmişlerdir.

İlk Derece Mahkemesince verilen, davacı Hazinenin açtığı davanın kabulüne, taşınmazın hali arazi niteliği ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, diğer davacıların davasının reddine ilişkin önceki karar, davacı ... ve müşterekleri vekili ile davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2015/3877 Esas ve 2016/321 Karar sayılı ilamıyla " Dosya içeriğine, toplanıp değerlendirilen delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı açıklandıktan sonra, davalının bu parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yönünden, 16.10.1993 günlü keşif sonunda jeoloji mühendisi ve ziraat mühendisinden oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda 308 parsel sayılı taşınmazın yarısında buğday anızı bulunduğu, yarısının ise sürülmüş halde bulunduğu, taşlılık mevcut olmadığı ve uzun yıllar tarımsal amaçlı kullanılıp tarıma elverişli alanlardan olduğu belirtilmiş olduğu halde, 18.05.2012 tarihli keşifte hazır bulunan ziraat mühendisi bilirkişisinin raporunda ise, 308 parselin muz ekili bölümünün 20 yılı aşkın zamandır tarımsal amaçlı olarak kullanılıp özel mülkiyete elverişli olduğu, güney kısmında kalan ve ekili olmayan bölümünün ise devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olduğunun açıklandığı, ilk derece mahkemesince, dava konusu taşınmazın hangi bölümünün kumluk olduğu, hangi bölümünün tarımsal amaçlı kullanıldığı yönünde fen bilirkişisinden denetime elverişli rapor alınmadığı gibi, iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin de giderilmediği, belirtilerek, taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, zilyetliğin ne şekilde ve kim tarafından sürdürüldüğü konusunda maddi olaylara dayalı somut beyan alınması, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan da taşınmazın tamamının tarıma elverişli olup olmadığı konusunda ayrıntılı rapor alınması, kısmen tarıma elverişli yerlerden olduğunun saptanması halinde, fen bilirkişisine taşınmazın kumluk ve tarım arazisi olan bölümlerini ayrı ayrı gösterecek şekilde denetime elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmesi, bundan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi " gereğine değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; " hükmüne uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda, birleşen davacılar ... ve ...'ın 308 parsele yönelik usulüne uygun bir talep ve başvuruları bulunmadığından talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, katılan ... ve arkadaşları ile katılan ... ve arkadaşlarının da, davacılar ... ve ...'ın davasına katılma talebinde bulunmuş oldukları ve katılma talebinde bulundukları davada da Alanya ilçesi Yeşilöz köyü 308 parsel'e ilişkin bir talep bulunmadığı anlaşıldığından aynı gerekçeyle talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, katılanlar ... ve ...'ın davalarının ispatlanamadığı için reddine karar vermek gerektiği, bozma sonrası yeniden yapılan yargılama sonrasında alınan 31.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, fen bilirkişisinin raporunda A ile gösterilen 810,05 m2 alanın kumluk vasfında olduğu B ile gösterilen 2965,95 m2 alanın ise tarımsal amaçla kullanıldığının tespit edilmiş olduğu" gerekçesiyle, davacı ... ve arkadaşlarının davasının reddine, birleşen davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne, birleşen davacılar ... ve ...'ın talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, katılan ...'ın talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, katılan ... ve arkadaşlarının talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, katılanlar ... ve ...'ın davalarının reddine, dava konusu Alanya Yeşilöz Köyünde bulunan 308 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyonu kararının iptaline, taşınmazın 31.01.2010 günlü fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 810,05 m2'lik kısmının kumluk vasfıyla hazine adına tapuya tesciline, B harfi ile gösterilen 2965,95 m2 kısmının ise kadastro komisyon kararı gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, asli müdahil ... mirasçıları vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili, asli müdahil ... mirasçıları vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

İlk Derece Mahkeme kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.