Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Hüküm İş Mahkemesi tarafından verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre, İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm, 17.07.2012 tarihinde temyiz eden davacı avukatına tefhim edilmiş, 10.08.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı avukatı tarafından temyiz ise, 17.08.2012 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre; davada, tefhimden itibaren, 8 günlük temyiz süresi geçmiştir.
O halde, 01.06.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak, davacı avukatının, temyiz dilekçesinin, süre aşımı yönünden Reddine
2- Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 86. maddesidir. Anılan Kanunun 92. maddesinde ifade edildiği üzere, “Bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümler geçersizdir.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Husumet konusu kamu düzeni ile ilgili olup, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. (mülga HUMK 187.) maddesinde yer alan ilk itirazdan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 12. maddesi ile, “…sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işverendir.” olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmasında, bir başka deyişle, davanın sübutu, kanıtlama yükümlülüğü ve verilen kararın infazı açısından, işverene husumet yöneltilmesi zorunludur.
Somut olayda; davacının, davalı işyerinde 01.03.2010 – 31.08.2010 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitini istemiştir. Mahkemece, davacının, davalı işyerinde 01.03.2010 – 21.07.2010 tarihleri arasındaki çalışmaları tespitine, fazlaya ait sürelere ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kurum kayıtlarında, Kurum kayıtlarında davalı işveren ile sigortalı gözüken kişilerin isimlerinin aynı olduğu değerlendirildiğinde, söz konusu çelişki giderilmeden, mahkemece, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, işvereninin tespit edilebilmesi amacıyla; Kurum kayıtlarında işveren olarak görülen kişi ile davalı işyerinden bildirilen kişinin aynı kişiler olup olmadığı yöntemince araştırılarak, işveren, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilip; deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılardan Kurum avukatının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.