Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, Mahalli İskan Komisyonu’nun 29.06.1998 tarih ve 117 sayılı kararıyla 2510 sayılı Kanun uyarınca davalı ...’nin hak sahibi sayılmasına karar verilip 583 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tahsisen tescil edildiğini, bilahare Mahalli İskan Komisyonu’nun 15.06.2011 tarih ve 11 sayılı kararı ile, başvuru veya hak sahipliği karar tarihinden önce aile bireylerinin SSK kaydının bulunması nedeniyle hak sahipliğinin iptaline karar verildiğini, davalıların hak sahipliğinin iptali kararının iptali istemiyle açtıkları davanın Hatay İdare Mahkemesinin 2011/1696 Esas, 2012/2082 Karar sayılı ilamıyla reddedilip kesinleştiğini, kaydın hukuki dayanağının kalmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalılar, hak sahipliği kararının iptaline ilişkin işlemin idari istikrar ve idareye güven ilkelerine aykırı olduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tarafların hak sahipliği yapıldığı dönemde göçebelik hususuna ilişkin unsurların açık ve kesin bir düzenlemeyle belirlenmediği, idarenin işlemlerinin güvenilirliği ve mülkiyet hakkına ilişkin temel hukuk kuralları gereğince davalıların mülkiyet hakkının korunması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle 12.07.2013 tarihinde kabul edilen 6495 sayılı kanun ile 5543 sayılı İskan Kanununa eklenen geçici 7/3 . fıkrasında Mülga 2510 sayılı yasaya göre hak sahibi olanların hak sahiplikleri herhangi bir koşul aranmaksızın bu kanuna göre devam eder hükmüne yer verilmek suretiyle yürürlükten kalkan 2510 sayılı Kanun döneminde hak sahibi olanların hak sahiplerinin herhangi bir koşul aranmadan devam edeceği vurgulanmış olup, davanın reddedilmesi bu gerekçeyle ve sonucu itibariyle doğrudur. Davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 24.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.