Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalının, dava dışı ... Limited Şirketinden satın almış olduğu aracın, trafik işlemlerini yaptırmak üzere kendisini notere götürüp, takip konusu belgeyi imzalattığını, okumadan imzaladığı vekaletnamenin içeriğini icra takibinden sonra öğrendiğini, oysa ki davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi davalıdan herhangi bir araç da satın almadığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kendisine olan borcu nedeniyle 6.4.2009 tarihli borçlanma ve haczi kabul talimatını içeren vekaletnameyi imzalayarak verdiğini, avukatını da borçlanmak üzere yetkili kıldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “takip konusu belgenin başlı başına davalı tarafından davacıya araç satıldığı veya nakit para verildiği anlamına gelmediği, bunun dışında da herhangi bir belge ibraz edilmediği” gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Kartal 2. İcra Müdürlüğünün 2009/3411 esas sayılı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı aleyhine başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, kural olarak menfi tespit davalarında, ispat yükü alacaklıya aittir. Alacaklı takip dayanağı olarak davacı tarafından verilen “Alacaklı ... ile aramızda yapılan oto alım satımından doğan veya nakit 9.000,00 TL borcum ve bakiyesi 2011/4465-13157
nedeniyle ve bununla sınırlı olmak üzere, icra dairelerinde adıma tebligat almaya, ödeme emri tebellüğe, İİK.20 ve 21. maddeleri uyarınca lehime işleyen sürelerden feragat ederek alacaklı tarafça yapılacak takipte borcu kabul etmeye, mal beyanında bulunmaya…..Avukat ...... ile ..Avukat ......’ı birlikte veya ayrı ayrı hareket etmek üzere vekil tayin ettim.” Açıklamasını içeren 6.4.2009 tarihli vekaletnameye dayanmıştır. Söz konusu belge, davacının davalıya 9.000,00 TL borçlu olduğunu gösteren borç ikrarı niteliğindeki bir belge olup, davacı belgedeki imzasını inkar etmediğine göre, somut olayda “borcun doğmadığı, ya da sona ermiş olduğu” konusundaki ispat yükü davacıya aittir. Davacı ise davalıya borçlu olmadığını yasal delillerle ispat edememiştir. Ne var ki dava dilekçesinde “her türlü delil” demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davalıya yemin yöneltmeye hakkı olduğu hatırlatılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 24.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.