SUÇLAR: Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2014/302 Esas, 2016/218 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

a. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi ile 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 66.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

b. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 8 hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına

karar verilmiştir.

1.Katılanlar vekilinin temyiz isteği; mahkemece sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen cezanın ertelenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında ceza verilmiş olmasına rağmen lehine vekalet ücretinin hükmedilmemesi hususlarına ilişkindir.

2.Sanık müdafinin temyiz isteği; mahkemenin maddi hadiseyi hatalı tespit ettiği ve bu sebeple delilleri de hatalı değerlendirdiği, atılı suçlamaların maddi ve manevi unsurları oluşmadığı. Sanığın her iki suçtan da beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle mahkumiyet kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Sanığın, T. İş Bankası A.Ş. Tahtakale Şubesine ait keşidecisi ... Bilişim ve Mağ. Ltd. Şti olan 30.09.2012 tarihli 40,000 TL bedelli 3123971 numaralı çek üzerine katılanların yetkilisi olduğu ... Bilgisayar isimli şirketin kaşesi basılarak ciro edilmek suretiyle kullanılması ve çekin ödenmemesi sonucu katılanlar hakkında icra takibinde bulunulduğu, katılanlar çekteki cironun kendilerine ait olmadığını belirttikleri, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile de bu hususun doğrulandığı, sanık ...'nin çeki daha üstte cirosu bulunduğu halde tahsile koyan ...'e kendisinin verdiğini kabul ettiği iddia ve kabul edilmiştir.

2.Sanık savunmasında, suçunu inkar etmiştir.

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

2. Sanığın mahkûmiyetine karar verildiği halde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu avukatlık ücretine hükmolunmaması, hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünün açıklanan nedenle, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2014/302 Esas, 2016/218 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılanlar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1.800,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılanlara verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.06.2024 tarihinde karar verildi.

Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.