Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2015 tarihli ve 2015/3076 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... Kulaksız hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve 53 üncü maddeleri cezalandırılması talebiyle Trabzon Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2015/235 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 168 inci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.05.2021 tarihli ve 15-2016/381188 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz isteği; katılan ile aralarında hukuki ihtilaf olduğuna, üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, ilişkindir.

1. Sanığın suç tarihinde www.sahibinden.com adlı siteden İphone 6 marka/model cep telefonu (İphone 6,1.900,00 TL, 64 GB) ilanı verdiği, katılanın telefonu almak maksadıyla sanık ile mesajlaştığı, sanığın kendisini Rize İli Fındıklı ilçesinde Polis memuru olarak tanıttığı, katılana telefonu başkalarının da istediğini, belirli bir süre içerisinde daha erken parayı yatırdığı takdirde telefonu kendisine satacağını söylediği, sanık ile katılanın 1.850,00 TL'ye telefonun satışı konusunda anlaştıkları, katılanın daha sonra Finansbank Of Şubesi ATM'sinden sanığa ait 0050524596 numaralı hesaba 1.850,00 TL yatırdığı, sanığı arayarak parayı yatırdığını, telefonu kargoyla göndermesini istediği, sanığın kargoyu gönderdiğini söylediği, ancak telefonun gönderilmediği, bu şekilde sanığın baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ederek hileli davranışlarla kendisine haksız menfaat temin ederek üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.

2. Sanık savunmasında üzerine atılı suçu ikrar etmiştir.

3. Katılanın aşamalardaki anlatımları istikrarlıdır.

4. Mahkemece, tüm dosya kapsamından basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin hukuki süreç başlığı altında yazılı temyiz incelemesine mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

5. Sanığın savunmaları, katılanın beyanları, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, banka hesap hareketleri, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, ve diğer deliller dosya arasındadır.

1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Duruşmanın başlaması" başlıklı 191/3-(b) maddesinde; "İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır," yer alan düzenleme uyarınca Kanun koyucu açıkça hâkime veya mahkeme başkanına yargılama süjelerini aydınlatma görevi yüklemiştir. Bu itibarla, sanığın istinabe suretiyle dinlendiği Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/492 talimat sayılı ve 21.04.2016 tarihli oturumda sanığa iddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılmadan, ayrıca yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu bildirilmeden savunması alınan sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

2. Kabule göre de;

a.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 2013/15-239 Esas, 2013/289 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, sanığın internet sitesine ilân vererek bu sistem üzerinden katılandan menfaat temin etmesine göre, bilişim sistemi olan internetin araç olarak kullanıldığının anlaşılması karşısında; eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendindeki "bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde "basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık" suçundan hüküm kurulması,

b. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilmesi gereken ve kazanılmış hakka konu olmayan hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekmekte iken, sanık hakkında hak yoksunluklarına hükmedilmemesi,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2015/235 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sonuç ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.06.2024 tarihinde karar verildi.