SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, (5271 sayılı Kanun) kanun yollarına başvurma başlıklı, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki “hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan şikâyetçinin 01.08.2016 tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla; şikâyetçinin 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, olarak davaya kabule karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2015 tarihli ve 2015/9565 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53,54 ve 58 inci maddeleri uyarınca,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53,54 ve 58 inci maddeleri uyarınca, cezalandırılması talebiyle Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/607 Esas, 2016/379 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca teşdiden 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca teşdiden 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.04.2021 tarihli ve 11-2016/388706 sayılı kısmen onama, kısmen bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz isteği; kararın temyiz edilmesi talebinden ibarettir.
Katılanın temyiz isteği; kararın temyiz edilmesi talebinden ibarettir.
1. Sanığın olay tarihinde, Bayburt ilinde gerçekleşen kablo hırsızlığı olayı ile ilgili şüpheli olarak yakalandığı sırada soruşturmadan kurtulmak için kolluk kuvvetlerine abisi katılan ... adına düzenlenmiş kendi fotoğrafını havi sürücü belgesini ibraz ettiği, sanığın gerçek kimliğinin parmak izi incelenmesi ve teşhis işlemleri sonucunda tespit edilebildiği, bu suretle sanığın resmi belgede sahtecilik ve katılana karşı başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçlarını işlediği, iddia ve kabul olunmuştur.
2. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 21.05.2015 tarihli uzmanlık raporunda suça konu sürücü belgesinin tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlenmiş olduğunu, sahteliğinin "ilk bakışta ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu cihetle aldatma (iğfal) niteliğine haiz bulunduğu" belirtilmiştir.
3. Sanık savunmasında, hapis cezası olduğu için yakalanmamak amacıyla suça konu belgeyi yaptırdığını ve kullandığını beyan etmiştir.
4. Mahkemece adli emanetin 2015/5364 sırasında kayıtlı bulunan sürücü belgesinin duruşmaya getirtildiği özelliklerinin duruşma tutanağına geçirildiği ve aldatıcılık niteliğinin mevcut olduğu gözlemlenmiştir.
5. Mahkemece, sanığın kaçamaklı ikrar içeren savunması, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, uzmanlık raporu, parmak izi formu, fotoğraf teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği kabul edilerek, temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabul gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanın tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerler uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrası, "İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır." Şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı cümlesi uyarınca başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, seri muhakeme usulünün uygulanacağı suçlar arasında sayılmıştır.
3. Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun sübut bulduğu, bu suçtan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 inci maddesinin 11 inci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenlemenin 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceği göz önüne alındığında, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibariyle başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle, Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/607 Esas, 2016/379 Karar sayılı kararında sanık ve katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/607 Esas, 2016/379 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve katılanın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.06.2024 tarihinde karar verildi.