Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2015 tarihli ve 2014/58 Esas, 2015/238 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 25.12.2017 tarihli ve 2017/37577 Esas, 2017/28831 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekili ve sanık müdafinin temyiz başvurusunun kabulüne karar verilerek sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine yapılan yargılamada, İstanbul 45.Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ve 2018/61 Esas, 2018/543 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1.Katılanlar vekilinin temyiz isteği; sanığın kendisini Profesör Doktor ünvanı ile tanıtarak katılanları ayrı ayrı dolandırdığına, katılanların zararının giderilmediğine, sanığın gerçekleştirmiş olduğu eylem nedeniyle pişmanlık duymadığına, bu nedenle üst sınırdan ve 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesi uyarınca ceza verilmesi gerektiğine, ayrıca katılanları ayrı ayrı dolandırdığından dolayı iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık müdafinin temyiz isteği; sanığın kendisini Profesör Doktor olarak tanıtmadığına, katılanların istekleri doğrultusunda kendilerine sanığın yardımcı olduğuna, bahse konu bedelleri tarafların birlikte harcadıklarına, atılı suçun sanık tarafından işlenmediğine, unsurları itibariyle oluşmayan eylem nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiğine, ilişkindir.
1.Sanığın çevresinde kendisini "kişisel gelişim ve iletişim" dalında uzman profesör doktor olarak tanıttığı, bu sahte akademik kimliği ile çeşitli televizyonlarda programlarına katıldığı ve "kişisel gelişim ve iletişim" konularında sunumlarda bulunduğu, 2011 yılı başlarında sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla İsveç'te yaşayan katılan ... ile tanıştığı, katılan ...'ye de kendisini "profesör" olarak tanıtarak, İstanbul ve Eskişehir Üniversitelerinde görev yaptığını, Sadri Alışık Kültür Merkezinde dersler verdiğini söylediği, ayrıca evli olmasına rağmen kendisini bekar olarak tanıttığı, katılan ...'nin internet üzerinden yaptığı araştırmada sanığın değişik kanallarda "profesör" ünvanıyla programlara katıldığının tespit edildiği ve daha sonra taraflar arasında arkadaşlık düzeyinde yakınlaşmanın başladığı, sanığın ilerleyen süreçte katılana evlilik vaadinde bulunduğu, katılanın bu teklifi kabul ettiği, sanık tarafından katılandan ergenokon davasında yargılandığını, bu nedenle profesör olarak İstanbul ve diğer üniversitelerdeki derslerinin azaltıldığını, maddi sıkıntıda olduğunu, davayı kazanması halinde derslerinin artacağını ve mali durumunu iyileştirceğini, davayı kazanması halinde devletin kendisine tazminat ödeyeceğini söyleyerek para istediği, babasının kör olmak üzere olduğunu, Antalya'da ameliyat olacağını, yine annesinin dişlerindeki sorunlardan dolayı yemek yiyemediğini, acilen tedavi görmesi gerektiğini söyleyerek para istediği, katılan ...'nin bu söylemler üzerine sanığa para gönderdiği, ayrıca sanığın katılan ...'ye; Türkiye'deki yatırımları için danışmanlık yapabileceğini, BMW marka araç almak hususunda yardımcı olacağını söyleyerek para aldığı, katılan ...'nin kardeşi olan diğer katılan ... ile de irtibata geçerek "ablana yazlık alacağım, paraya ihtiyacım var" diyerek 60.000 İsveç Kronunu aldığı, sanığın bu şekilde her iki katılandan haksız menfaat elde ederek dolandırdığı iddia edilmiştir.
2. Sanık özetle; suçlamaları reddetmiştir.
3. Katılanlar özetle; iddia yönünde beyanda bulunmuşlardır.
4. Bozma sonrası sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 27.07.2018 onay tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.
5. Katılanların beyanları, sanık savunması, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, uzlaştırma raporu ve diğer deliller dosya arasındadır.
6. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1.Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihi itibarıyla 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
2. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesine göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu, somut olayda; katılanların, sanığa ait hesaplara müteaddit defalar para yatırdıklarının anlaşılması karşısında, sanık hakkında katılanlar ...ye ve Ayşe Erkonukseven'e yönelik eylemleri nedeniyle belirlenen cezadan, 5237 sayılı Kanun'nun 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince arttırım yapılmadan eksik inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Sanığın, farklı tarihlerde iki ayrı katılana karşı işlediği dolandırıcılık suçu yönünden mağdur sayısınca ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tek bir mahkûmiyet hükmü kurulması,
4. Kabule göre de; sanık hakkında katılan ... yönünden yapılan değerlendirmede gerekçeli kararın son paragrafında; "sanık hakkında katılan ...'ye ve onun kardeşi olan parası kullanılmak suretiyle orada suçtan zarar gören diğer katılan ...'e yönelik dolandırıcılık suçunu işlemiş olduğu yönünde Mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluştuğu," şeklinde açıklama getirildikten sonra devamında "sanığın doğrudan katılan ...'e yönelik hileli bir davranışı tespit edilemediğinden, bir kez cezalandırılmasına" karar verilmesi suretiyle hükmün gerekçesinde tenakuz oluşturulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ve 2018/61 Esas, 2018/543 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekili ve sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.06.2024 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.