Sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlarına ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Serbest muhasebeci olarak çalışan sanık ...'ın, diğer sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'yi çalışmadıkları halde, işyeri sahibi olan sanıklar ... ve ...'ya ait işyerinde çalışıyor olarak göstermek suretiyle düzenlediği işe giriş bildirgelerini Sosyal Sigortalar Kurumu'na ibraz ettiği, bu şekilde katılan kurumun zararına sebebiyet verdikleri iddia edilen olayda;

1- Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen ve 5237 sayılı TCK'nın 204/1. maddesinde düzenlenen resmi sahtecilik suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i nazara alınarak, 01/03/2007 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar aynı kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

2- Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde;
Suça konu iş yerinin gerçek bir iş yeri olması, işe giriş bildiriminde bulunulan kişilerin isim ve adres bilgilerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirilmiş olması, ilgili kurumun mevzuatı gereği söz konusu işyeri üzerinde denetim yetkisinin bulunması, sanıkların kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hileli bir hareketinin bulunmaması ve sigortalı gösterilen sanıkların sigorta primlerinin düzenli olarak ödenmesi nedeniyle kurum zararının bulunmaması karşısında, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, sanıklara atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin atılı suçun sübut bulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 21/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.