SUÇLAR: 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanığın yokluğunda verilen temyize konu mahkûmiyet hükümlerine ilişkin gerekçeli kararın başka suçtan Silivri 2 Nolu Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu sırada 09.11.2016 tarihinde adresinde annesine tebliğ edildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince "ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" düzenlemesi karşısında, kararın sanığa okunup anlatılmadığı, bu nedenle tebligatın usulsüz yapıldığı anlaşılmakla; sanığa 25.11.2019 tarihinde yapılan tebliğden sonra süresinde temyiz ettiği kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde kabul olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; sebep belirtmeksizin hükümleri temyiz etme iradesine ilişkindir.
Yapılan incelemede; sanığın askerlik hizmetine devam ederken muayene olduğu Ankara GATA Hastanesinden 12.08.2014 tarihinden itibaren 21 gün hava değişimi izni aldığı, izin süresini bir miktar geçirdikten sonra 06.09.2014 tarihinde İstanbul/Kağıthane Askerlik Şubesine müracaat ederek hava değişimi tecavüzü eylemini sonlandırdığı, askerlik şubesi tarafından aynı gün bir gün yol süresi verilerek ve 08.09.2014 tarihinde Birliğine katılacağına dair sanığın yazılı beyanı alınarak birliğine sevk edildiği, bu durumda sanığın en geç 08.09.2014 tarihinde gün sonuna kadar Birliğine katılması gerekirken katılmayan sanığın 08.10.2014 tarihinde Birliğine kendiliğinden gelerek teslim olduğu,
Sanığın 08.10.2014 tarihinde tedavi maksadıyla Edirne Devlet Hastanesine gönderildiği, sanığın MSB yol çizelgesine göre en geç 09.10.2014 günü sonuna kadar hastaneye müracaat etmesi gerekirken müracaat etmediği ve bir müddet firar durumunda kaldıktan sonra 28.11.2014 tarihinde kendiliğinden gelerek teslim olduğu,
Sanığın 30.12.2014 tarihinde GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde tedavi olduktan sonra Birliğine sevk edildiği, sanığın MSB yol çizelgesine göre en geç 31.12.2014 tarihinde gün sonuna kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı ve 16.01.2015 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine teslim olduğu;
Sanığın askerlik hizmetine devam ederken 02.12.2014 tarihinde izinsiz olarak kışlayı terkettiği, bir müddet firar durumunda kalan sanığın 14.12.2014 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine teslim olduğu,
Sanığın 13.02.2015 tarihinde rütbeli personel nezaretinde Edirne Asliye Ceza Mahkemesine günü birlik izin verilerek gönderildiği, Edirne Asliye Ceza Mahkemesindeki işlemi biten sanığın aynı gün içerisinde Birliğine tekrar katılması gerekirken katılmayarak firar ettiği, bir müddet firar durumunda kalan sanığın 27.01.2016 tarihinde İstanbul’da polisler tarafından yakalandığı, anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5 ayrı firar suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, (Kapatılan) 5. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından davaların birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Sanık savunmalarında özetle; madde bağımlısı olduğunu, yoksunluk belirtileri hissedince firar etmek zorunda kaldığını beyan etmiştir.
Vaka kanaat raporları, sevk belgeleri, olay tespit tutanakları ve yakalama tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
Kovuşturma aşamasında dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişinin, sanığın adli gözlem altına alınması yönünde mütalaa verdiği belirlenmiştir.
Çorlu Asker Hastanesinin 12.02.2016 tarihli ve 754 sayılı TSK sağlık raporuyla disosyal kişilik bozukluğu tanısı konan sanığın barışta askerliğe elverişli olmadığına, seferde görev yapacağına karar verilerek, askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığı ve askerliğe elverişsizlik halinin 12.11.2015 tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.
Çorlu Asker Hastanesi Baştabipliğinin 26.02.2016 tarihinde 2016/003 sayılı adli raporunda sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32/1-2 ve 34 üncü maddelerinden yararlanmasının uygun olmadığı ve madde kullanımının bağımlılık düzeyinde olmadığı tespitlerine yer verilmiştir.
Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; suç tarihlerinde askerliğe elverişliliği ve cezai ehliyeti konusunda şüphe bulunmayan sanığın, yakalanmakla (1 kez) ve kendiliğinden gelmekle (4 kez) son bulan firar suçlarını işlediği belirlenmekle, atılı suça konu eylemlerinin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulmasında ayrı ayrı bir isabetsizlik görülmediğinden hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümlerde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsil edilmesine ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, hükümlerin adlî para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin paragraflarda yer alan "taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine" ibarelerinin çıkarılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
11.06.2024 tarihinde karar verildi.