Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; sebep belirtmeksizin hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
Askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, daha önce işlemiş olduğu izin tecavüzü eylemi sebebiyle yakalandıktan sonra 08.12.2015 tarihinde Tarsus Askerlik Şubesi Başkanlığınca 2 gün yol süresi verilerek İstanbul'daki Birliğine sevk edildiği, yol süresi sonunda en geç 10.12.2015 tarihinde gün sonuna kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, hakkında çıkarılan yakalama emrine istinaden 24.02.2017 tarihinde Tarsus'ta yakalandığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında firar suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın savunmalarında sevk edildikten sonra Birliğine gitmesi gerektiğini bilmediğini beyan ettiği belirlenmiştir.
Sanığın süresinde Birliğine katılış yapmadığına ve yakalandığına dair tutanak dosyada mevcuttur.
Kovuşturma aşamasında dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalaasında; sanığın davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ve cezai ehliyetinin tam olduğunu, adli müşahadesine gerek olmadığını ve askerliğe elverişli olduğunu belirtmiştir.
1632 sayılı Kanun'un 66/1-a bendinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenebilen ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmeyen suçlardan olduğu göz önüne alındığında; sanığın, 11.12.2015-24.02.2017 tarihleri arasında kesintisiz sürerek yakalanmakla son bulan firar suçunu işlediği belirlenmekle, eylemi sabit görülerek Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçeli karar içeriğinde bahsedilmekle birlikte hapis cezasına mahkûmiyetin Kanuni sonucu olarak uygulanması gereken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin uygulanmaması hususunun infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
11.06.2024 tarihinde karar verildi.