Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2013 tarihli ve 2013/173 Esas, 2013/789 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 52 nci, 58 inci maddeleri uyarınca, 4 yıl hapis ve 2000,00 TL adli cezası ile cezalandırılmalasına, hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 06.06.2017 tarihli ve 2017/1377 Esas, 2017/13564 Karar sayılı kararı ile uzlaştırma işlemlerinin yapılması için bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma sonrası yapılan yargılamada Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2020 tarihli ve 2017/905 Esas, 2020/69 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 52 nci, 58 inci maddeleri uyarınca, 4 yıl hapis ve 2000,00 TL adli cezası ile cezalandırılmalasına, hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
1. Suç tarihinde 12 yaşından büyük mağdur çocuk ile arkadaşının yanına gelen sanığın, bir marketten alacağı olduğunu belirtip mağdur çocuğu tarif ettiği yere gönderdiği, mağdur çocuğun marketi bulamaması üzerine sanığın yanına geldiği, sanığın bu defa diğer çocuğu gönderdiği, bu çocuğun da tarif edilen yerde marketi bulamaması üzerine sanığın yanına geldiği, sanığın bu defa farklı bir yeri tarif ederek tekrar mağdurun arkadaşını gönderdiği, bu esnada mağdurun telefonunu alarak birisini arayacağını belirten sanığın mağduru da arkadaşının yanına gönderdiği, yine tarif edilen yerde marketi bulamayan çocukların sanığın olduğu yere döndüğünde sanığı bulamadıkları olayda sanığın hile ile iradesini sakatlayarak mağdur çocuktan telefonunu aldığı, bu suretle menfaat temin ettiği kabulü ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Sanık savunmasında suçu ikrar emiştir.
3. Mahkemece tüm dosya kapsamına dayanılarak; sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmakla sanığın dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin gösterilmemesi,
3. Hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik gözetilmeden, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüş ancak bu hususların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına ilk parafına "dolandırıcılık" ibaresinden önce gelmek üzere "5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen" ibaresinin eklenmesi ve “ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğine” şeklindeki bölüm çıkartılarak yerine “ödenmeyen adli para cezasının 5275 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla değişik 106/3. maddesi gereğince infazına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına,
TEVDİİNE, 11.06.2024 tarihinde karar verildi.