Tebliğname No: 6 - 2012/54356

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Temyiz harcını yatırmadığından bahisle sanık hakkında 17.05.2011 tarihli ek kararlar ile temyiz talebinden vazgeçilmiş sayılmasına dair karar verilmiş ise de;
6217 sayılı Yasanın 13. maddesi, ile 4902 sayılı Harçlar Yasasının (1) sayılı Tarifesinin “Mahkeme Harçları” bölümünün, “ IV.Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının, tüm fıkralarıyla değiştirilip, b fıkrası ile Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularından da harç alınması hükme bağlanmış ve Anayasa Mahkemesinin 20.10.2011 gün ve 2011/54-142 sayılı kararı ile bu hüküm iptal edilerek kararı Resmi Gazetede yayımlandığı 28.12.2011 tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Adil Yargılanma Hakkı kapsamında değerlendiği,mahkemeye erişim hakkının engellenmemesi bağlamında belirlediği kriterlerden birisi olan, “ödeme gücü olmayanlar bakımından etkili adli yardım sisteminin olması” koşulunun ülkemizde yeterince bulunmamasına dayandırdığı gözetildiğinde, anılan hususun Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesi beklenmeksizin temel haklarla ilgili Uluslararası Sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları dikkate alınarak iç hukukta uygulanması gerektiği gözetilerek,temyiz isteminde bulunduğu tarihte cezaevinde olduğu anlaşılan sanığın 11.05.2011 tarihli dilekçe ile temyiz harcını ödeyecek ekonomik gücü olmadığını bildirmesi nedeniyle; mahkemenin sanık E.. B..’un temyiz harcını yatırmadığından “temyiz talebinden vazgeçilmiş sayılmasına” ilişkin 17.05.2011 tarih 2008/25 Esas, 2011/32 Karar sayılı ek karar kaldırılarak, sanığın usule uygun ve süresinde yapılan temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın 5271 sayılı CMK.nun 232/2-d maddesi uyarınca tutuklulukta geçirdiği süreler gerekçeli karar başlığında gösterilmemiş ise de, mahallinde gerekçeli karar başlığına eklenmesi mümkün görülmüştür.
Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanığın, müştekinin kapılarını kilitleyerek sokağa park ettiği aracının kapısını, tespit edilemeyen şekilde açarak içeri girip kontağın üzerinde bulunan anahtar ile çalıştırıp çalması şeklinde gerçekleşen eyleminde, sanığın taklit anahtar veya sair alet kullanarak aracın kapılarını açmak suretiyle hırsızlık sucunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında sanığın eyleminin TCK.nun 142/1-b maddesi kapsamında kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanunun 142/2-d maddesi ile uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 27/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.