Tebliğname No: 2 - 2012/175730
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I-Sanıkların suçlamayı kabul etmemesi, tanık İ.. A..'un 06.07.2010 tarihinde karakolda alınan ifadesinde, "Şahısları görse tanıyabileceğini..." bildirmesi karşısında; sanıklar, tanığa teşhis ettirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmesi,
II-Kabule göre de;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250,2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi olduğu ancak herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşulun aranmayacağı ve konut dokunulmazlığını bozma suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı, sanıkların kasıtlı bir suçtan mahkumiyetlerinin bulunmadığı gözetilmeden, sanıkların kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken “Sanıkların müştekinin zararını gidermedikleri bu nedenle şartları bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar hakkında CMK.nun 231.maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına” biçimindeki dosya içeriğine uygun olmayan, yetersiz gerekçe ile konut dokunulmazlığını bozma suçundan verilen hükmün, açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesinde kısa süreli hapis cezaları ertelenen kişiler hakkında aynı maddenin 1. fıkrasının uygulanamayacağı düzenlenmiş ise de sanıklara hırsızlık suçundan hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının TCK’nın 49/2. maddesi gereğince kısa süreli olmadığı, bu nedenle 53. maddesinin 3. fıkrasına göre, mahkum oldukları uzun süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında aynı kanun maddesinin 1. fıkrası (c) bendinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin uygulanamayacağı ve (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğun uygulanmamasına karar verilebileceği; bu kanun maddesinin 1. fıkrasında gösterilen (a), (b), (d) bentlerindeki diğer hak yoksunluklarının uygulanmasının ise hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 27/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.