Mahkûmiyet

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

1.Sanığın temyiz isteği; ailevi nedenlerle suça konu eylemi gerçekleştirdiğine ve çalışmak zorunda olduğuna ilişkindir.

2.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmamasına ilişkin kararın yerinde olmadığına ilişkindir.

Sanığın, 21.06.2017 tarihinde çarşı iznine çıktığı, yetkili makam veya kişiden izin almaksızın zamanında Birliğine katılmadığı, bir süre firar halinde kalmasından sonra 07.07.2017 tarihinde kendiliğinden Birliğine katıldığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında özetle; cezaevine giren abisinin çocuklarına bakacak kimse olmaması, babasının engelli olması ve imam nikahlı eşinin ailesiyle birlikte kalması sebepleriyle firar etmek zorunda kaldığını beyan etmiştir.

Sanığın Birliğinden firar ettiğine ve kendiliğinden Birliğine katılış yaptığına dair tutanak dosyada mevcuttur.

İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü kabul edilerek ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanığın 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a maddesinde düzenlemiş olan norma uygun davranma imkân ve kabiliyetine sahip olduğu, dolayısıyla fiilinin haksızlık oluşturduğu hususunda sanığın kaçınılmaz hataya düştüğünden söz edilemeyeceği ve sanığa yüklenen firar suçunun mazeret kabul etmemesi sebepleriyle İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği belirlenmiştir.

1632 sayılı Kanun'un 66/1-a bendinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenebilen ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmeyen suçlardan olduğu göz önüne alındığında, sanığın firar suçuna konu eyleminin Bölge Adliye Mahkemesince sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;

Karar tarihinde yürürlükte bulunan (mülga) 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun ek 4. maddesinin (A) bendinin; "...Sırf askeri bir suçtan dolayı altı ay veya daha fazla süreli hapis cezasına hükmedilmesi." şeklindeki düzenlemeyi içermesi ve sanık hakkında sırf askeri suç olan firar suçundan belirlenen netice cezanın miktarı göz önüne alındığında, sanık hakkında Kanuni olmayan gerekçe ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısını ve sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 13.11.2018 tarihli ve 2018/2073 Esas, 2018/3272 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.06.2024 tarihinde karar verildi.