Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın yargılama konusu eylemi için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile aynı Kanun'un 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği 5 yıllık olağan ve 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarih ile denetim süresi içerisinde kasıtlı suçun işlendiği tarih arasında geçen durma süresi de dikkate alındığında; zamanaşımını kesen son işlem olan 27.12.2006 tarihli mahkûmiyet hükmünden temyize konu hüküm tarihine kadar 2 yıl 6 ay 7 günlük durma süresi de eklenerek 5 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.06.2024 tarihinde karar verildi.