Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, 04.08.2011 tarihinde davacı adına vekili Av. .tarafından açılmış, bu avukat dava dilekçesi ekinde vekaletnamesinin onaylı örneğini sunmuştur. İlk oturuma davacı adına Av. .iştirak etmiş, “yetki belgesini” ibraz etmek üzere mehil talebinde bulunmuş, mahkemece 25.10.2011 tarihli ilk oturumda Av..“vekaletnamesini sunması veya davacı asılın yapılan işlemlere icazet ettiğini dilekçe ile bildirmesi” için iki haftalık kesin süre verilmiş, aksi halde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği ihtar olunmuş; iki haftalık kesin süreden sonra dosya re’sen ele alınıp, vekaletname ibrazıyla ilgili ara kararı gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkemece tanınan süre zarfında davacı asıl ve vekaletnamesi mevcut olan vekili tarafından 01.11.2011 tarihinde verilen dilekçe ile, vekaletname veya yetki belgesi sunmamış olan avukatın yaptığı işlemlere onay verildiğine göre, artık usulü işlem hükümsüz sayılamaz. O halde, taraflardan delilleri sorulup, göstermeleri halinde toplanması ve işin esasının incelenmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.17.12.2012. (Pzt.)