Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR

1. Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/1, 102/5,53. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 14.02.2014 tarihli ve 2013/120 Esas, 2014/44 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/1, 102/5,62,53. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin, 05.02.2020 tarihli ve 2016/6390 Esas, 2020/834 Karar sayılı ilâmıyla ''Katılanın aşamalardaki anlatımları, savunma, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, tarlada çalışmakta olan ve daha önce arkadaşlık yaptığı katılanın yanına gelerek konuşmak istediği sırada onun eve doğru kaçmaya çalıştığını görünce kolundan yakalayarak kendisine doğru çektiği ve bu arada üzerindeki gömleği yırtılan katılanı kucağına alarak götürmeye çalıştığı esnada katılanın direnerek elinden kurtulup kaçtığı anlaşıldığından, mevcut haliyle eylemlerin bütün halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturup, esasen bu suçla ilgili sanık hakkında mahallinde ayrı bir dava bulunduğunun Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde yapılan incelemede tespit edilmesi ve sanığın olay anında katılana yönelik cinsel eylemi olduğuna dair iddianame ile katılanın ilk ifadesinde herhangi bir anlatımda bulunmaması karşısında, üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi...'' şeklindeki gerekçeye istinaden bozulmasına karar verilmiştir.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile sanık hakkında atılı suçtan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzeltilerek onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

A. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Mahkemece beraat kararı verilmesi sebebiyle tarafları lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

1136 sayılı Kanunu'nun 168. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmuş olup bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa "6.810,00 TL maktu avukatlık ücretinin hazineden alınarak beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanığa verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.06.2024 tarihinde karar verildi.