HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 22.05.2008 yerine 01.06.2008 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
5237 sayılı Kanun'un rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bu eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesine uyan görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçu kapsamında değerlendirildiği, somut olayda Ulukışla İlçe Jandarma Komutanlığında astsubay olarak görev yapan sanıklar ... ve ...'nın, kendilerine ait petrol istasyonları bulunan sanıklar ... ve ...'e kaçak akaryakıt girişi yapabilmelerini kolaylaştırmak için Jandarma devriyesi ve EPDK görevlilerinin denetimini önceden haber verdikleri, bunun karşılığında ise menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği ancak rüşvet suçuna konu 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na muhalefet suçuna ilişkin olarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararının temyiz edilmeden kesinleştiği, bu haliyle atılı rüşvet suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı nazara alındığında, kamu görevlisi olan sanıklar ... ve ...'nın eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanıklar ... ve ...'in eylemlerinin ise özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme suçunu oluşturacağı, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, 22.05.2008 olan suç tarihi ile mahkumiyet hükümleri arasında bu sürenin gerçekleşmiş olduğu nazara alınarak kamu davalarının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması, kanuna aykırı, katılan vekilinin ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.