Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2015 tarihli ve 2015/38106 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/183 Esas, 2016/239 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.03.2021 tarihli ve 11-2016/318331 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına olduğuna ilişkindir.

1.Kolluk görevlilerince yapılan rutin yol kontrolünde sanığın aracına takılı olan 34 TKP 90 nolu plakanın başka bir araca ait olduğunun belirlenmesi üzerine sanık hakkında kamu davası açılmıştır.

2. Sanığın atılı suçu ikrar ettiği, alınan bilirkişi raporuna göre plakanın orjinal olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.

3. Mahkemece, sanık savunmaları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, alınan uzmanlık raporu, ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek, temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

4. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

Sanığın kullandığı araca takılı plakanın başka araca tahsisli gerçek plaka olduğunun anlaşılması karşısında; suç tarihinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 03.10.2016 tarih, 676 sayılı KHK ile değiştirilen 23 üncü maddesinin son fıkrasındaki “Başka bir araca tescilli veya sahte plakayı takan veya kullananlara 5.000 Türk Lirası idari para cezası verilir ve araç trafikten men edilir. Ayrıca bu kişiler Türk Ceza Kanununun 204 üncü maddesi hükmüne göre cezalandırılır.” hükmünün yürürlüğe girmediği, sanığın eyleminin suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2918 sayılı Kanun'un 21 inci ve 23 üncü maddelerine uygun bulunduğu ve maddelerde öngörülen idari para cezasının miktarına göre 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2015/183 Esas, 2016/239 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 2918 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 23.09.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

11.06.2024 tarihinde karar verildi.