SUÇLAR: Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, tefecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...'ın duruşmalı inceleme istemlerinin, koşulları bulunmadığından 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2015/286 Esas, 2016/217 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında;
a. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3'er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
b. Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3'er yıl hapis ve 7.500,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
c. Tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 241 inci maddesi, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3'er yıl hapis ve 6.000,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.
Sanık ... ve ... müdafiinin temyiz isteği; duruşma talepli olarak usul ve yasaya aykırı kararı temyiz ettiklerine,
Sanık ...'ın temyiz isteği; duruşma talepli olarak kararı temyiz ettiğine, ilişkindir.
1. Sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, katılan tarafından kendilerine verilen 14.000,00 TL tutarındaki senedin sol başına 1 rakamını ekleyip, yüz yazısını yazmak suretiyle resmi belgede sahtecilik yaparak katılan aleyhine 114.000,00 TL üzerinden icra takibine geçtikleri, bu şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle katılanı dolandırmaya teşebbüs ettikleri ve dosyaya yansıyan delillere göre fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek faiz karşılığı ödünç para vererek tefecilik suçunu işledikleri iddia ve kabul edilmiştir.
2. Kriminal rapor ile senetteki tahrifatların ve yapılan tahrifatların aldatıcılık niteliği taşıdığı tespitleri yapılmış; Mahkemece de sözkonusu rapor savunmaları alınırken sanıklara okunmuştur.
3. Katılan ...'ın beyanı, ... Sanıklar ... ve ...'in hayvan yemi almak için işletmesine geldiklerine, aralarında baba dostluğunun olmadığına, sadece iş yerine gelerek leblebiden artan bir kısım maddeleri hayvan yemi olarak aldıklarına, ...'ı tanımadığına, öyle bir şahsı görmediğine ve parasını da almadığına ama diğer sanıklardan toplamda 56.000,00 TL borç para aldığının doğru olduğuna, ...'ndan bir bayram önü 30.000,00 TL aldığına, kendisine bayram sonrası ödeyeceğini söylediğine, senedi de hayvan pazarında düzenlediklerine, 38.000,00 TL'lik senet düzenlediklerine, 8.000,00 TL fazla parayı faiz olarak vermeyi kabul etmek durumunda olduğuna, ... ve ...'in baba oğul tefecilik yaptıklarına, hatta senedi ...'in oğlu ...'in düzenlediğine, devamında yine ...'ndan borç para aldığına, toplamda borcunun 56.000,00 TL olduğuna, ...'e faiz olarak ayda 4.000 TL verdiğine, hatta 10.000,00 TL para verince 4.000,00 TL faiz aldığına, 3-4 tane senedi olduğuna, 14.000,00 TL'lik bir senedi, bir tane de 25.000,00 TL'lik senedi olduğuna, faiz ve taksitleri ödediği halde ...'in hiçbir zaman senedini iade etmediğine, Sümer Park'ta kendisi, ..., ... ve Yusuf Karlıoğlu'nun buluştuklarına, zorla evlerine götürdüklerine, eşiyle annesinin de gelmelerini isteyerek toplam 128.000,00 TL'lik senet düzenleyeceklerini, diğer senetleri kendisine vereceklerini söylediklerine, tehdit ettiklerine, bir sıkıntı olmasın diye eşini ve annesini çağırdığına, 128.000,00 TL'lik senedi eşi, annesi ve kendisinin imzaladıklarına, ...'in elinde bulunan 3 senedi annesine verdiğine, annesinin de cahil bir kadın olduğuna ve sobaya atma dediği halde annesinin hemen senetleri sobaya attığına, meğer atılan senetlerin kendisinin düzenlediği senetler olmadığına, babadan kalma miras arsası olduğuna, o arsayı emlakçılara satarak Av. ...'in bürosunda düzenlenen belge karşılığında 128.000,00 TL vererek senetlerini aldıklarına, bu belge düzenlenirken annesinin olduğuna, kendisinin aşağıda beklediğine, bu sırada ...'in, annesine "benim paralar ne olacak" demesi üzerine annesinin de "git ne yaparsan yap icraya ver" dediğine, çünkü sözkonusu belgenin avukatta düzenlenince bir daha borçlarının olmayacağını düşündüğüne, bir hafta sonra 114.000,00 TL'lik senet için icra takibi yapıldığına, bunun üzerine hemen takibi yapan avukata gittiğine, ...'ı tanımadığına, avukat hanımın "olur mu 40 yıllık müşterim, çok zengin, bu adamdan avize almışsın" dediğine, kendisin de "kuruyemişçi olduğunu ve bu şahıstan hiçbir şey almadığını" söylediğine, devamında itiraz için bir avukatın yanına gittiğine, ... son güne kadar itiraz için hiçbir şey yapılmadığına, son gün eşinin bulduğu avukat ... Bey aracılığıyla itiraz edildiğine, itiraz günü icra geldiğine, itirazlarının kabul olduğuna, icra geldiğinde avukat Beyza Hanım'ın olduğuna, ... Bey'in olmadığına, kimin ... olduğunun belli olmadığına ancak karşıda ..., ..., ... ve ...'nun durduklarına, avukat hanıma telefonla "şurada arabaları da var onları da kaldırın" gibi talimatlar verdiklerine, en fazla 100 metre mesafede bu şahısların beklediğini gördüğüne, parasını kaybettiğine, yuvasını dağıttığına, eşinden boşanmak zorunda kaldığına, sanıklara kesinlikle borcu kalmadığına ... yöneliktir.
4. Sanık ...'nun savunması ... katılan ...'ın babasını eskiden beri tanıdığına, bu nedenle katılan ile de aralarında ahbaplık olduğuna ve kendisinden ödünç para istediğinin olduğuna, verdiği borçlara karşılık katılandan aldığı 128.000,00 TL'lik senedin karşılığını aldığına, diğer sanıklar olan oğlu ... ve oğlunun patronu olan ...'tan aldığı paralardan haberinin olmadığına, olaydan, katılanın kendisini arayarak oğlu ... ve ...'ın kendisini icraya vereceklerini söylemesi üzerine oğlundan borç aldığını öğrendiğine; sanık ...'nun savunması ... Yapı Market'te çalıştığına, ...'nin çocukluk arkadaşı olduğuna ve leblebi işi yapan çerez fabrikası olduğuna, 150.000,00 TL bulması halinde 50 ton çiğ nohut alıp leblebiye çevireceğini, bu işten birlikte kazanç sağlayabileceklerini söyleyerek kendisinden para bulmasını istediğine, araba almak için biriktirdiği 40.000,00 TL parası olduğuna ve bu miktarı verdiğine, ancak ...'nin 150.000,00 TL lazım olduğunu söyleyerek kendisinden tekrar talepte bulunduğuna, müdürü olan ...'tan paranın üstünü tamamlamasını istediğine, bunun üzerine ...'ın da birikimlerini bozdurarak temin ettiği 114.000,00 TL'yi ...'ye verdiklerine, kendisinin 40.000,00 TL'yi önceden verdiğine ve karşılığında herhangi bir belge düzenlenmediğine, ...'ın verdiği 114.000,00 TL karşılığında 114.000,00 TL'lik senedin düzenlendiğine, hatta kardeşinin o anda orada olan akrabası Muhammet Karlıoğlu'nu da kameraya aldığına, bu görüntülerde ...'ın ...'ye para verdiğinin de görüldüğüne, ...'nin kendisinden aldığı 40.000,00 TL'yi de ödemediğine, başlangıçta güvendiği için herhangi bir senet almadığına, sonrasında aldığı 14.000,00 TL'lik senedin icrada olduğuna, daha sonra da 25.000,00 TL'lik senet düzenlendiğine, katılandan kendisinin ve ...'ın halen alacaklı olduklarına; sanık ...'ın savunması ... firmasının Ege ve Akdeniz bölge sorumlusu olarak çalıştığına, ...'nu da görüşmeleri kendisinin yaparak Denizli'de çalışmak üzere personel olarak işe aldıklarına, bir süre sonra samimiyetlerinin ilerlediğine ve ...'in çevresini de tanıdığına, ... ile de ...'in çok yakın aile dostları olduğundan muhabbetlerinin ilerlediğine, bir süre sonra ...'nin ... aracılığıyla, "bir iş yapacağını, borçlarından dolayı ailesinin haberinin olmadığını, 150.000,00 TL'ye ihtiyacı olduğunu, bu parayı işletip kazanç sağlayacağını" söylediğine, kendisinin de 114.000,00 TL'yi senet karşılığında vermeyi kabul ettiğine, parayı Denizli'ye gittiğinde ...'in evinde ...'ye teslim ettiğine, karşılığında ...'nin verdiği senedin üzerinde 114 yazdığını görünce alıp cüzdanına koyduğuna, ...'nin bir ay içinde borcunu ödeyeceğini söylemesine karşın ödemeyince bir ay daha beklediklerine ancak yine ödemediğine, telefonlarına da çıkmadığına, bunun üzerine senedi icraya koyduklarına, senet üzerinde herhangi bir oynama yapmadıklarına ... ilişkindir.
5. Yapılan yargılama neticesinde, ... her ne kadar sanıklar tarafından yapılan suçlamalar kabul edilmemiş ise de, her üç sanığın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, müşteki tarafından kendilerine verilen 14.000,00 TL tutarındaki senedin sol başına 1 rakamını ekleyip, yüz yazısını yazmak suretiyle resmi belgede sahtecilik yaparak 114.000,00 TL alacaklı olarak icra takibine geçtikleri, icra takibine geçilerek alacağın tahsile çalışılmasının teşebbüs aşamasında kaldığı, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle sanıkların müştekiyi dolandırmaya teşebbüs ettikleri ve yine her üç sanığın dosyaya yansıyan delillere göre fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek faiz karşılığı ödünç para verip tefecilik suçunu işlediklerinin sabit olduğu ... kabulü ile sanıklar hakkında inceleme konusu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
6. Suça konu senedin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, katılan ile sanık ... arasında süregelen alacak borç ilişkisi bulunduğu ve katılan tarafından sanık ...'ndan alınan borçlar karşılığında senetler düzenlendiği, son olarak 128.000,00 TL olarak belirlenen borç karşılığında 15.12.2014 ödeme tarihli senedin düzenlenerek diğer senetlerin imha edildiğinin iddia edildiği, 128.000,00 TL bedelli senede istinaden yapılan ödeme karşılığında da 24.12.2014 tarihli ibraname ile taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin sonlandırıldığı; bilahare katılan ile sanıklar ... ve ... arasında gerçekleşen 150.000,00 TL'lik alacak borç ilişkisi kapsamında katılan tarafından düzenlenerek sanık ...'a verildiği iddia olunan senette tahrifat yapılarak 114.000,00 TL olarak icra takibine konu edildiği somut olayda;
A. Tefecilik Suçu Yönünden Yapılan İncelemede;
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası, 230,232 ve 289 uncu maddeleri gereğince, mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanıkların eylemlerinin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulmasının gerekmesi karşısında; Mahkemece her üç sanığın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek denilmek suretiyle gerekçesiz hüküm kurulması, hangi delillerin hükme esas alındığının ve sanıklarla bağlantısı belirtilerek hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin diğer sanıkların, sanık ... ile katılan arasında gerçekleşen kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verme ilişkisine ne şekilde iştirak ettiklerinin tartışılmaması, hukuka aykırı bulunmuştur..
2. Kabule göre de;
a. Tefecilik suçu 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinde "kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiş olup, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen eylemler açısından sistemli ve sürekli biçimde suçun gerçekleşmesi aranmayıp, kazanç sağlamak amacıyla yalnızca bir kez ödünç para verilmesi suçun oluşumu için yeterlidir. Bu kapsamda, sanıkların hangi iş sektöründe faaliyette bulundukları, vergi mükellefi olup olmadıkları, soruşturma sürecinde defterdarlık görevlilerince haklarında ticari faaliyetleri ile ilgili inceleme yapılıp yapılmadığı, banka hesaplarına ilişkin ekstrelerin temin edilip para hareketlerinde adları geçen kişilerin sanıklardan faizle para alıp almadıkları, sanıkların tefecilik yapıp yapmadıkları konusunda kolluk araştırması yapılması, takibe konu icra dosyaları getirtilip içeriklerinin tutanağa geçirilmesi, sanıklar hakkında tefecilik suçlamasıyla ilgili yapılmış soruşturma dosyası bulunup bulunmadığı araştırılarak sanıkların hukuksal durumunun tespiti gerekirken eksik kovuşturma neticesinde karar verilmesi,
b. Dosya kapsamı itibarıyla sanık ... ile katılan arasında müteaddit defalar borç para alışverişi gerçekleştiği anlaşılmakla, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi veya aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiile işlenmesi hallerinde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanacağı cihetle; sanığın eylemlerinin zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
B. Resmi Belgede Sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık Suçları Yönünden Yapılan İncelemede;
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası, 230,232 ve 289 uncu maddeleri gereğince, mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanıkların eylemlerinin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulmasının gerekmesi karşısında; Mahkemece her üç sanığın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek denilmek suretiyle gerekçesiz hüküm kurulması, hangi delillerin hükme esas alındığının ve sanıklarla bağlantısı belirtilerek hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin diğer sanıkların, sanık ... ile katılan arasında gerçekleşen alacak borç ilişkisine ne şekilde iştirak ettiklerinin tartışılmaması,
nedenleriyle sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de; Katılan ...'ın, sanık ...'ı tanımadığını ve aralarında alacak borç ilişkisi bulunmadığını; sanık ...'ın, katılanın kendisine 114.000,00 TL borcu olduğunu ve bu borca karşılık senet düzenlendiğini, senet üzerine oynama yapmadığını beyan etmesi; kriminal rapora göre suça konu senedin ön yüz metin bölümündeki "... yüzondörtbin" ibareli el yazılarının ... eli mahsülü olduğunun anlaşılması karşısında; sanığa suça konu senet üzerinde oynama yapmadığına yönelik savunmasının açıklattırılması, sanık ile katılan arasındaki alacak borç ilişkisinin gerçek olup olmadığına ilişkin tanık beyanları ile diğer delillerin araştırılarak eylemin 5237 sayılı Kanun'un 211 inci maddesinde düzenlenen ''bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla resmi belgede sahtecilik'' ve aynı Kanun'un 159 uncu maddesindeki “bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık” suçlarını oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Gerekçe bölümünde (A ve B) bentlerinde açıklanan nedenlerle, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2015/286 Esas, 2016/217 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...'ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.06.2024 tarihinde karar verildi.