Mahkumiyet
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. madde ve fıkrasına göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce katılma talebinde bulunulması ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun'un 18. maddesinin ikinci fıkrası gereğince başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı ancak sanık ...'ın kamu görevlisi olmadığı ve hakkında rüşvet verme suçundan kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, adı geçen sanık hakkında atılı suçtan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının katılma hakkı olmadığı anlaşılmakla, vekilinin sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan açılan kamu davasına ilişkin katılma isteminin REDDİNE, ... vekilinin 09.08.2021 tarihli dilekçesinin, aleyhe temyiz iradesi içermediği, sadece katılma talebine yönelik olduğu ve bu itibarla incelemenin sanıklar ile sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında rüşvet alma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Suç tarihinde Bartın Orman İşletme Müdürlüğü Günye Orman İşletme Şefliğinde orman muhafaza memuru olarak görev yapan sanığın, katılan ...'nın ormanlık alanı işgal ettiğini tespit etmesi üzerine katılan ile irtibata geçerek orman suçlarının yaptırımlarının ağır olduğundan bahisle anlaşma teklif ettiği ancak katılanın bu teklifi kabul etmeyip daha sonra durumu akrabası olan sanık ...'a anlattığı, sanık ...'ın sanık ... ile görüşüp katılan hakkında işlem yapmamasını istediği, sanık ...'ün ise işlem yapmama karşılığında 1.000 TL talep ettiği, sanıkların 750 TL verilmesi konusunda anlaştıkları fakat katılanın bu parayı da vermeyi kabul etmediği, bu şekilde rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarının işlendiği iddia ve kabul edilen somut olayda; sanık ...'ın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 252/5. maddesinde düzenlenen rüşvet alma fiiline aracılık suçunu oluşturabileceği, buna karşılık katılanın rüşvet verme iradesinin olmaması nedeniyle aracılık fiilinin oluşmayacağı, sanık ...'ün katılandan rüşvet talep etmesi ancak katılan tarafından teklifin kabul edilmemesi karşısında olayda rüşvet anlaşmasının sağlanmadığı dikkate alındığında eylemin rüşvet almaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden tamamlanmış suçtan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde ise;
Sanığın hükümden sonra 13.12.2015 tarihinde vefat ettiği UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince bir karar verilmesi lüzumu,
Kanuna aykırı, sanıklar ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA
11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.