Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile mera olarak sınırlandırılması ve özel sicile kayıt edilmesi suretiyle iptal edilmesi neticesi uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen ilk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle esas hakkında yeniden karar verilmesine dair yukarıda gün ve sayıları yazılı kararının Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile mera olarak sınırlandırılması ve özel sicile kayıt edilmesi suretiyle iptal edilmesi neticesi uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nce kabulü ile HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre yapılan incelemede;
Dava konusu Karasu İlçesi, Karasu Köyü, kök 252 parsel sayılı taşınmazın tamamının Karasu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1980/290 E. 1999/53 K. sayılı kararı ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiği ve kararın 06.05.2000 tarihinde Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacının işbu davanın davalıları arasında olan Ömer Bozkurt’tan taşınmazın 100/257 payını 07.02.2001 tarihinde satın aldığı, hükmün infazının 22.09.2006 tarihinde gerçekleştirildiği, satış tarihinde yukarıda belirtilen dava dosyası ile ilgili olarak tapu kaydında şerhin bulunmadığı anlaşılmış olup, davacının, taşınmazın tamamının mera olarak sınırlandırılması ve özel sicile kayıt edilmesine ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra fakat ilamın infazından önce tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın aldığı gözetildiğinde, davacı açısından tazminat davası açılmasına ilişkin zamanaşımı süresinin hükmün infaz tarihi olan 22.09.2006 dan başlayacağı, bu itibarla; davanın, 04.05.2016 tarihinde açılmış olması nedeniyle on yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı gibi, TMK'nın 1007. maddesi gereğince açılan tazminat davaları, dava açıldığı tarihte tazminat miktarının davacı tarafça tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığından HMK'nın 107/1. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olup belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK'nın hükümleri gereğince, davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nın 107/2. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi, artırılan bu bölüm yönünden zamanaşımının gerçekleştiğinden de söz edilemez. Bu itibarla ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle HMK’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yazılı gerekçelerle, davanın, zamanaşımı süresinin sona ermiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İstanbul bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesi'nin hükmünün sair hususlar incelenmeksizin HMK'nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 15/02/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.